Feminizme, dişilik hormonları (östrojen) nın aşırı, erkeklik hormonları (androjen ve testosteron) nın yetersiz salgılanması yol açar. Jinekomasti denen bir tür feminizmde, memeler aşırı gelişerek kadınsı bir görünüş alırlar. Göğüslerdeki yağlanma, bir şişmanlık belirtisi de olabilir. Ancak meme uçlarındaki değişiklikler, iç salgıbezlerinde aksaklığı gösterir.

Jinekomastiye, erbezlerinde oluşan ve dişilik hormonu salgılayan bir ur, veya bu hormonun aşırı salgılanmasına sebep olan bir karaciğer hastalığı yol açabilir. Feminizm tedavisi, nedenlere göre değişir. Bununla birlikte, hormon uygulanmalarının genellikle başarılı olduğu söylenebilir.

Bu makale için etiketler:

Sağırlık, iki ayrı türe bölünebilir. Böylece hem yapılacak tedavi hem de hastalığın sonucu daha iyi belirlenir.

İletim sağırlığı:
Seslerin dış ve orta kulaktan geçerek asıl duyma organı olan iç kulağa geçmesine bir engel varsa buna iletim sağırlığı denir.
Belirtileri: Bu tür sağırlık tam değildir, çünkü sesin bir kısmı kafa kemiklerinden geçerek işitilir. Böyle hastalar telefon alıcısını kulaklarına yapıştırırlarsa iyi işitirler. Ayrıca kendi sesleri, başkalarının seslerine göre kemik yoluyle daha iyi işitildiğinden, konuşmaları yavaştır. Bu hastalar işitme cihazlarından fayda görür.

İletim sağırlığının çeşitleri:
Kulak kiri.
Kulak yolu çıbanı.
Kulak zarının zedelenmesi.
Geçirilmiş orta kulak iltihabı veya yaralanması.
Kulak sertleşmesi.

Duygu sağırlığı: Bu tip sağırlıkta sesleri alan iç kulak veya iç kulaktan beyne giden sinirler veya beyindeki işitme merkezi hastadır. Sinirsel veya iç kulak tipi sağırlığın erken devrelerinde başkaları konuşurken kelimeleri yutuyormuş gibi görünür. Çünkü tiz ses] er, örneğin P, K, T ve G ve D 1er işitilmez, kalan sesler ise işitilir. Yavaş seslerin işitilmemesine karşılık, kuvvetli sesler bütün şiddetiyle duyulur ve hastayı rahatsız edebilir. Sinir sağırlığı olan birinin bağırma, sağır değilim diye yakınması sık görülür.

Kemik yoluyle ses iletimi bu hastalarda mümkün değildir. Bundan ötürü de telefonda iyi işitmezler, işitmeye yardımcı cihazların da faydası yoktur. Çünkü sesin şiddeti arttıkça sesler daha karışık bir hale gelir. Kendi sesleri de kendilerine zayıf geldiğinden konuşurken seslerini yükseltirler.
Duyu sağırlığının tipleri:
Yaşlılıktaki sağırlık: İşitme keskinliği herkeste yavaş yavaş azalır. Kabakulak veya kızamık gibi bir hastalıktan sonra bu azalmaya rastlanabilir.

Doğuştan: Ya irsidir veya anne gebeliği esnasında ilk aylarda bir hastalık geçirmiş veya ilâç kullanmıştır.
Bazı ilâçlar: Örneğin, kinin kullanmıştır.
Menier hastalığı.
Fazla gürültülü yerde çalışma: Örneğin, kazan yapıcılarda baş gösterir.

Kulak sertleşmesi (Otoskleroz) : (Uzun süreli; doktora gidin). Genç yaşlarda başlayan bu hastalık daha önceleri hastayı sakat bırakabilirdi, ancak şimdi hemen hemen her zaman tedavi edilebilir. Bundan ötürü de tanınması son derece önemli olup hangi devrede olursa olsun tedaviye başlanmalıdır.
Esas bozukluk, kulak zarından iç kulaktaki işitme organına sesi ileten ufak kemikçiklerin birbirine yapışması ve bunların çevresinde sünger görünümünde bir doku büyümesidir.

Belirtileri: İrsidir: 15-30 yaşlarında başlar, kadınlarda erkeklere göre iki misli daha sık görülür; kulakta vızıltı ve çınlama duyulur; sessizlikte daha da kötü olur; gürültülü yerlerde işitme daha iyidir (Çünkü kalabalıkta herkes daha yüksek konuşur). Sağırlıktan önce seslerin bozulduğu görülür. Özellikle bunu müzikle uğraşanlar fark eder, ancak bu Menier hastalığında olduğu kadar fazla değildir.

Tedavisi: Doktor tarafından yapılır. Hastalığın farkına varır varmaz bir kulak doktoruna gidiniz. Mümkün olursa ameliyat çok iyi sonuçlar verir. İşitme cihazları ve konuşanların dudaklarını okumayı öğrenmek de faydalı olabilir.
Sonuç; Ameliyat devamlı bir iyileşme verir, yoksa hastalık ilerler ve sonra durur. Gebelikte daha da fenalaşır ve çocuğa da geçebilir.

SAĞIRLIK TEDAVİSİ KONUSUNDA TAVSİYELER
Sinir hastalığı veya sağırlığın diğer çeşitleri bugün her zamankinden daha fazla iyileşme şansına sahiptir. Normale dönebilir.
Dudak hareketlerini okumak, lisan tahlili ve işitme eğitimi gibi yeni yöntemler bu konuda yardımcıdır, ileri yöntemlerle yapılan ameliyatlar yardımıyla kulağın büyük bir kısmı operatör tarafından yenilenebilir. Transistörlü, göze çarpmayan ufak işitme cihazları, tabii işitmenin yerini tutamazsa da hastada kalan işitme gücünü arttırmada faydalıdır. Doktorun tavsiyesini almadan ve bir hafta denemeden işitme cihazı kullanmayınız. Esasen bunlar satılırken alıcıya bir hafta deneme hakkı tanınır. İşitme cihazlarını kullanmanın bir güçlüğü vardır. Normal kulak, istenmeyen ve işe yaramayan sesleri geçirmez; örneğin bir lokantada diğerlerinin konuşmaları, istasyondaki gürültü gibi. Halbuki işitme cihazı hepsini büyültür. Sabır ve zamanla, gelen sesleri seçmek veya duymamak mümkün olabilir.
Eski usul işitme borusu bir, bakıma daha avantajlıdır. Çünkü şahıs yalnız işitmek istediği sese veya radyoya doğru bu boruyu çevirir. Bununla beraber işitme cihazı, sağır için özellikle tehlikeli olan trafik seslerini bildirdiğinden üstünlük taşır. İşitme cihazının pilleri normal kullanışta üç aya kadar dayanır.

Kulaklarda çınlama – vızıltı – başta uğultu:
Tıptaki adı: Tinnitus
Sebepleri:
Kulak hastalıkları:
Dış kulakta kir veya cisim. İltihap.
Her cins sağırlık.
Orta kulak nezlesi.
Menier hastalığı.
Kulaklarda ileri yaşlarda başlayan bozukluk.

Diğer sebepler:
Ateşli hastalıklar.
Zafiyet, yorgunluk.
İlâçlar; örneğin, kinin, aspirin.
Çok nadiren; urlar, doktor muayenesi sonunda ortaya çıkar. Tüfekle atış talimleri, çok şiddetli sesler. Çok sessiz yerlerde, vücut içindeki seslere hassasiyetin artması.

Ruhsal sebepler:
Bayılmadan önce, sara nöbeti.
Tedavisi: Ya çok basittir; örneğin, kulak kirinin çıkarılması; ya da imkânsızdır. O zaman tehlikesi olmayan bu gürültüyü duymamazlıktan gelmeyi öğrenmelidir.

Kulakta kir :
Kulak kiri, normal olarak kulağın yağlanmasını sağlar ve kulağın dış kısmındaki bezeler tarafından yapılır. Bazı kimselerde kir çok miktarda salgılanır veya sert bir kitle halinde birikir.
Etkileri: Sağırlık, kulakta gürültüler, kulak yolu derisinin tahrişi.
Tedavisi: Kulağa herhangi bir şey sokmayın. Her gece kulağa 2-3 damla sıcak zeytinyağı konursa sert kiri yumuşatır ve kendiliğinden çıkar. Doktor veya hemşire tarafından kulağın yıkanması gerekebilir.

Kulağa bir şey kaçması :
Boncuk, bezelye v.s. gibi şeyler kulağa kaçabilir, buna özellikle çocuklarda rastlanır.
Tedavisi: Kulağa hiçbir şey sokmayın, çünkü kulak zan zedelenebilir. Eğer baş, cisim kaçan tarafa doğru eğildiğinde kaçan cisim dönüyorsa, doktorun yardımına başvurun.

Kulağa böcek kaçması:
Tedavisi: Eğer böcek canlı ise kulağa birkaç damla ılık zeytinyağı damlatın, böylece böceğin son derece rahatsız edici hareketleri tamamen durur. Şırınga ile kulağı yıkamak gerekebilir. Kulağa bir şey sokarak böceği çıkarmağa çalışmayın.

Menier hastalığı: (Uzun süreli; nöbetten sonra doktora gidin, devam edebilir).
Kulaktaki denge organındaki basıncın artmasından ileri gelir. Genellikle 40 ile 60 yaşları arasında başlar, erkeklerde daha sıktır.
Belirtileri: Anî olarak gelen baş dönmesi, bulantı ve kusma. Duyu tipi sağırlık (Yukarıdaki bölüme bakın), çoğunlukla yalnız bir kulaktadır, sesler birbirine karışır; kulakta gürültüler olur.
Tedavisi: Derhal nöbet geçinceye kadar yatakta yatın. Daha sonra: Doktor nöbet sırasında kullanacağınız ilâçları verecektir. Nöbetler arasındaki perhiz için de doktorun tavsiyesine uyunuz. Bazen ameliyat gerekebilir. Nöbetler kesildikten sonra altı ay geçmeden otomobil kullanmayın, bisiklete binmeyin veya yüzmeyin.

Nöbetlerin süresi: Dakikalarca veya saatlerce.
Hastalığın süresi: Yıllar geçtikçe ilerler, sağırlık fazlalaşır, fakat sonunda nöbetler kesilir.

Kulak nezlesi: (Kısa veya uzun süreli olabilir; doktora gidin, dinlenin,2 haftada geçer).
Tıptaki adı: otitis media secretoria.
Bu ağır bir hastalık değildir ve ancak hafif bir rahatsızlık yapar. Fakat tanınmaz ve tedavi edilmezse daimî sağırlığa yol açabilir, özellikle çocuklarda olur.

Belirtileri: Bir nezleden sonra, işitme zorluğu ve kulakta hoşa gitmeyen bir dolgunluk hissi.
Tedavisi: Ancak doktor kesin bir teşhis koyabilir ve gerekli tedaviyi yapar.

Bu makale için etiketler:

Göz kapağı iltihabı: (Uzun veya kısa süreli; 48 saat bekleyin, iyileşme olmazsa doktora gidin; yatak istirahatı,.2 haftada geçer).
Tıptaki adı: Blefarit.
Göz kapağı kenarlarının iltihabıdır, kızarma, ağrı ve kabuklanma görrlür. Çocuklarda sıktır.
Hazırlayıcı sebepler: Kızamık; kızıl; kepeklenme; gözleri ovuşturma, görme kusurları.
Tedavisi: Günde üç defa göz banyosu yapınız (0.5 gram bikarbonat veyı bir çay kaşığı tuz 0.5 litre sıcak suda eritilir). Göz kapaklarının yapışmasını önlemek için merhem sürülür ve doktora göz damlası yazdırılır.

Arpacık : (Kısa süreli; 48 saat bekleyin; iyileşmezse doktora gidin.yatak istirahati, 2 haftada geçer).
Tıptaki adı: Hordoleum.
Göz kapağı kenarında, çoğunlukla kıl dibinde içi cerahat dolu bir şişlitir. Vücut direncindeki azalmanın bir belirtisidir, göz kapağı iltihabı ile birlikte olabilir.Başlangıçta kaşınır.
Tedavisi: Arpacığa dokunmayın ve onunla oynamayın. Gıdanıza dikkat edin, istirahat edin, üzüntüden uzak durun. Genel sağlık durumu düzelmedikçe arpacık tekrarlayabilir.

Kistler: (Uzun süreli; doktora gidin, 1 hafta sürebilir). En çok gençlerde görülen, göz kapaklarında ufak, yuvarlak şişliklerdir. Hafif bir iltihaptan sonra olur; zararları yoktur. Göze hoş görünmediğinden basit bir ameliyatla çıkarılmalıdırlar.

Göz kapağı titremesi, göz kırpma: (Uzun veya kısa süreli, gerekirse doktora gidilir, istirahat edin).
Bu durum aniden ortaya çıkabilir ve devam eder. Rahatsız edici olmakla beraber ciddi değildir.

Sebepleri:
Gençlerde yorgunluk ve nekahet. Yaşlılarda genel adale zafiyeti sonucu, üzüntü ve heyecan.
Tedavisi: Daha çok istirahat. Bir haftada iyileşmezse doktor sakinleştirici bir ilâç yazabilir.

Alt göz kapağının sarkması; (Uzun süreli; gerekirse doktora gidilmelidir, devamlıdır). Orta yaşlardan sonra, özellikle açık havada yaşayanlarda göz kapağını göze yakın tutan kas gevşer ve göz kapağı derisi esnekliğini kaybeder. Açıkta kalan göz, soğuk rüzgârda kanlanır. Göz iyi kapanmadığından bol gözyaşı akar.

Tedavisi: Soğuk, cereyanlı veya tozlu havadan kaçının. Plâstik cerrahî son derece başarılıdır.
Üst kapağın düşmesi: (Uzun süreli, doktora gidin). Bu ya doğuştandır, veya konjinktivit, yüz felci gibi bir göz hastalığından, migrende olduğu gibi şiddetli ağrıdan olur. Sinir hastalığı veya isteride de görülür.
Teşhis ve tedavisi ancak doktor tarafından yapılır.

Göz kapağı şişmesi : (Kısa veya uzun süreli olabilir. Gerekirse doktora gidin).
Nezle, kızamık veya ağlama sonucu olabilir. Eğer bir sebebe bağlı değilse böbrek, kalp, beze hastalığının bir belirtisi olabilir, veya alerji sonucu görülür.
Tedavisi: Sebep biliniyorsa soğuk pansuman yapılır. Aksi halde doktora muayene olmalıdır.

Göz kapağı lekeleri: Tıptaki adı: Ksantelesma.
Derinin hemen altında ağrısız sarımtırak kabartılar şeklindedir, çoğunlukla yaşlılarda ve kandaki yağ miktarı yükseldiği zaman görülür. Bunlar tehlikesiz olup kolayca alınabilir, ancak doktora görünmelidir.

Bu makale için etiketler:

Tıptaki adı: Herpes simpleks.

Uçuk:
Belirtileri: Hafifçe şişmiş, ağrılı, kırmızı renkli bir leke dudakta veya burun kenarında birdenbire belirir. Bu leke üzerinde ufak su dolu kabarcıklar çıkar. Bunlar daha sonra sarılaşır, kabuk bağlar ve kabuklar düşer.

Sebebi: Normal olarak birçok insanın tükrüğünde yaşayan bir virüs. Ateşli hastalıklar veya soğuk algınlığında vücut direncinin azalması, hastalığa uygun bir ortam yaratır. Güneş ışınları (Buzullara tırmananlarda görülen bir çeşit uçuk herpes simpleks’tir), fazla heyecan (ilk gece sahneye çıkan artistlerde) v.b. Bazı kadınlarda âdetten hemen önce görülür.

Bu hastalık çok eski olup, eski Mısırlılarda dahi görülürdü, mumyalarda izlerine rastlanmaktadır.

Tedavisi: Hasta bölgeyi kalamin veya talk pudrası ile kuru ve temiz tutun. İltihaplanmazsa iz bırakmaz.

Önlenmesi: Bilinen bir usul yoktur.

Dudak kuruması: (Kısa veya uzun süreli olabilir) Dudakta kâğıt gibi soyulma görülür. Mide bozukluğunda, ateşli hastalıklarda, güneş yanığında, dudağını emen ve ısıran sinirli kimselerde rastlanır. Bir dudak merhemi kullanınız.

Dudak çatlaması: (Kısa veya uzun süreli olabilir, doktora gitmeye lüzum yok)
Fazla güneşte veya soğuk rüzgârda kalmaktan olabilir. Dudak yarılması da aynı nedene .bağlıdır. Bir dudak merhemi kullanınız. Gözlerde yanma ve burun çevresinde kabuklaşma ile beraber olursa, çatlaklar B vitamini eksikliğinden ileri gelebilir. Karaciğer, maya, yumurta, balık yumurtası, yeşil sebze, peynir gibi besinlerden bolca yiyin.

Pamukçuk : Yalnız çocuklarda görülür, iki taraflı, gri, ıslak lekeler halinde ağız kenarlarmda bulunur; bir mantar hastalığıdır, doktorun tedavisi gerekir.

Dudakta inatçı yara veya şişlik: (Uzun süreli, derhal doktora gidin.)

İki haftadan fazla sürerse:
Kanser öncesi bir durum olabilir ve incelenmesi gerekir. Dudak kanseri çok çabuk iyileşme şansına sahiptir. Hemen muayene olmakta tereddüt etmeyin. Siğiller ve basit urlar da dudakta yerleşebilir.

Bu makale için etiketler:

Paslı dil: (Kısa veya uzun süreli, doktora gitmeğe lüzum yok). Pas, uyku sırasında dil çıkıntıları üzerinde biriken bir maddedir (bebeklerde dil çıkıntıları olmadığından pas da olmaz). Dil pası en çok dilin gerisinde birikir, çünkü burada dil damağa sürtünerek kendini temizleyemez.

İnsan tamamen sıhhatte olduğu halde, dili paslı olabilir. Ancak paslı dil en çok mide hastalıklarında ve bazı ateşli hastalıklarda görülür. Bağırsak bozuklukları dili paslandırmaz. Tedaviye ihtiyaç yoktur.

Harita dil: (Uzun süreli; doktora gitmeğe lüzum yok). Lekeler şeklinde, gri renk değişmesidir, etrafları halkalı olup dile harita görünümü verir. Neden bilinmiyor. Tedavisiz kaybolabilir, bazen da aylarca sürer. Kanserle ilgisi yoktur.

Sarı – kahverengi dil: (Uzun süreli; doktora gidin). Tetrasiklin buna sebep olur.

Tütün: Nikotin veya katran dili boyar, fazla tütün içenlerde görülür, dil aynı zamanda kurumuştur.

Habis kansızlık : Bu hastalıkta dil bazen sarı – kahverengidir; çoğunlukla kırmızı, soyulmuş, ağrılı ve bazen da yaralıdır. 40 – 60 yaşları arasında görülür.

Kırmızı dil : (Kısa süreli; doktora gidin). Ağrılı olabilir, dil iltihabından ileri gelir. Sebepleri:

B vitamini eksikliği, habis kansızlık. Bazı ilâçlardan sonra. Sebepsiz olarak.

Bazılarınca kanser öncesi olabilir. Tedavisi için doktora başvurunuz.
Mavimtırak renk : (Doktora gitmeğe lüzum yok).

Çocukluktan beri var olan bir çeşit bendir. Hafifçe kabarıktır, bazen üzeri kıllıdır. Ağrı yapmaz ve kanamaz. Tehlikeli değildir; insanı rahatsız eder.

Beyaz, ıslak kabuklanma : (Derhal doktora gidin). Bunlar yanağın içinde ve dudakta da olur ve lökoplaki adı verilir. Tütün içme, frengi v.s. gibi durumlarda tahriş sonucu ortaya çıkarlar. Kesin olarak kanser öncesidir; derhal tedavi ister.

Siyah dil :

Merkeze yakın siyah leke şeklindedir. Nedeni bilinmiyor; antibiyotik ilâçlardan sonra mantarların yaptığı bir durum olabilir. Kendi kendine geçer. Çiğ ananas meyvesini deneyiniz ve doktordan rengi açacak bir boya isteyiniz.

Parlak dil : (Doktora gidin).

Yaşlılarda dil, düz ve hafifçe kırmızıdır. Bu yaşlılıktan ileri gelir. Ancak aynı durum habis kansızlıkta, ileri devrelerde ve demir eksikliğine bağlı kansızlıkta da görülür.

Bu makale için etiketler:

Ağız kokusu en kötü durumlardan biridir. Özellikle bir ortama girdiğinizde sorun yaratabilir. Piyasada birçok ağız spreyi var ve bu tarz spreylerin kesin çözüm olduğu söylenemez. Akşam gazetesi ağız kokusunu gidermenize yarsımcı olabilicek yöntemleri sıraladı. İşte aşağıdaki verilen maddeleri uygularsanız ağız kokusunu kısmen de olsa önüne geçebilirsiniz.

Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun.
Ağızda var olan protez ve köprüleri kontrol ettirin.
Diş ipi kullanın.
Tarçın kullanın.
Daha fazla su için.
Asla burnunuz tıkalı uyumayın.
Basit şeker tüketiminizi azaltın.
Lokmaları iyi çiğneyin.
Sakız çiğneyin.
Sigara içmeyin.

Bu makale için etiketler:

Gargaralar, ağız ve boğaz hastalıklarında, buraların temizlenmesi ve mikropların öldürülmesi için kullanılan su halindeki bir takım ilâçlardır.

Bunlar, ağıza alınarak, yutulmadan, dilin ve dudakların hareketleri sayesinde, ağzın içini çalkalamak ve boğaza doğru kaydırılarak ağzın arka taraflarını temizlemek suretile kullanılır. Gargaraların içine konulacak ilâçlar, hastalığın icap ettirdiği hale göre değişir. Kaynamış hatmi suyu ile yapılanlara (yumuşatıcı gargaralar), kırmızı gül ve şap ile yapılanlara (büzüştürücü gargaralar), (Borax) ve (Chlorate de potasse), (Phenosalyl) gibi tesirli ilâçlarla yapılanlara da (mikrop öldürücü gargaralar) derler.

Hepsinin kullanılma yerleri ayrı ayrıdır. Hale göre bazı defa soğuk ve bazı defa ılık olarak kullanılırlar.

Bu makale için etiketler:

Dudaklar, ağzın etrafında bulunan ve ağzın açılıp kapanmasına yarayan organlar dır.
Alt ve üst dudak, kenarlarda birbirleri ile birleşerek, ağız boşluğunun kapısını tamamlamış olurlar. Dudakların dış yüzleri, deri ile, iç yüzleri ise muhat gışâsı denilen ve ağzın içine doğru devam eden ince bir zar ile kaplanmıştır.

Dudakların içinde onların hareket etmesine ve açılıp kapanmalarına yarayan kaslar (adaleler) vardır.

Dudaklar, sağlam bir insanda yumuşak, rutubetli ve güzel penbe renktedirler.

Bir sürü hastalıklar sırasında, dudakların bu hali değişir. Ateşli hastalıkların bir çoğunda dudaklar kuru ve kavruk bir hal alırlar.

Kansızlıklar esnasında dudaklar sararır. Solar. Hastaların kansızlıklarını dudaklarından anlamak mümkün olur.

Bazı hastalıklarda dudaklarda (Uçuk) dedikleri ufak, içi su dolu kabarcıklar hâsıl olur. ,

Çeşitli tesirler altında dudaklarda çatlaklar görülür.

Yüz derisinde hasıl olan bir takım yara ve çıbanlar ve (Yılancık) gibi hastalıklar, dudaklar üzerine geçerek orada iltihaplar yapabilirler.

Dudaklarda meydana gelen yara ve çıbanlar, yüzü şişirmeleri ve yüz derisi altındaki yumuşak dokularda ve bunların içindeki kan damarlarında oturarak beyine kadar uzanıp iltihaplar ve kan zehirlenmeleri yapabilmeleri bakımından ehemmiyetli sayılırlar. Frengi mikrobu, bir öpüşme sırasında, dudaklardan içeriye girdiği takdirde, bir müddet sonra dudakta, mikrobun girdiği yerde, (Şankr) dedikleri ilk frengi yarası çıkar.
Bazı insanlarda anadan doğma olarak üst dudak, ortasından yarık bir haldedir.
Hatta bazılarında bu yarıklık ağzın tavanını teşkil eden damağa kadar bile uzanmıştır.
(Tavşan dudağı) dedikleri bu hal, insana çirkinlik veren, anadan doğma bir arızadır.
Nihayet dudaklarda (Kanser) gibi bazı fena urlar da görülebilir.
Kalp ve damar hastalıklarına tutulan insanlarda kan dolaşımı bozulduğu zaman dudaklar, esmer morumtırak bir hal alır.
Hasılı vücudun bütününü ilgilendiren bir takım hastalıklar vardır ki tepkilerini dudaklarda gösterirler. Dudaklara bakarak o hastalıkların mahiyetlerini anlamak, az çok mümkün olur.
Dudakların şekli ve durumu insanların yüzü ve fizyonomisi üzerinde büyük tesirler hasıl eder. Gülmede, ağlamada, neşede, kederde ve düşüncede dudakların mimikleri ve türlü hareketleri insan çehresine derin manalar vermektedir.

Bu makale için etiketler:

Çürümüş ve çürüklük derecesi ilerlemiş olan bir dişin iç tarafına mikroplar girerek, dişin üzerinde ve yakınındaki diş etlerinde bir iltihap yaparlar.

Bu iltihap, başdan diş ağrıları ile başlar. Arkasından dişin kökünde ve diş etlerinde cerahat toplamağa başladığı için, etler ve yanak şişer. İltihap ne kadar şiddetli ise, şişlik de o kadar fazladır.
Bu hale (Diş absesi) derler.

Cerahat toplandığı müddetçe şiddetli ağrılar devam eder. Hastalar gündüz rahatsız ve gece uykusuz bir halde çok sıkıntı çekerler.
Diş abseleri insana çok sıkıntı veren arızalardır.
Bazı hallerde ateş biraz yükselir. İştah kalmaz, Bazı vakalarda çene iyice açılmadığı ve çiğnemek zorlaştığı için katı besinleri yemek kabil olamaz.

Diş abselerini yapan mikropların çene kemiklerini çürütüp harap ettikleri veyahut buradan bütün vücuda karışarak, kan zehirlenmesi (Septisemi) yaptıkları vardır.
Diş etinde hasıl olan bir abse, ağız içinden delinmeyip te dışarıdan, yanak tarafından delinecek olursa, yanakta ve boyunda kapanması zor yaralar yaptığı ve bu yaralar kapandıktan sonra buruşuk bir durumda yerleri kalıp yüzü çirkinleştirdiği her zaman görülebilir.

TEDAVİ:
Diş abseleri olduğu zaman, ağzın içini bir kat daha, temiz tutmağa çalışmak lâzımdır.
Biraz hatmi suyuna (oxygenli su), (Çhlorate de potasse) karıştırarak tertip edilecek olan mikrop öldürücü gargaralarla, ağız temizliği sağlanabilir.
Gargaralar, sıcak veya ılık olarak yapılacak ve dışarıdan yanak üstüne temiz gaz bezle ile soğuk pansuman tatbik olunacaktır.
Bu suretle, absenin yanak tarafından delinmesinin önüne geçilebilir.
İcap ederse, diş abseleri hekim tarafından yarılarak cerahati boşaltılır. Vücutta ateş olursa, hasta, yatakta istirahat eder.
Ağrılara karşı (Salipyrine), Phenacetine), (Aspirine) gibi ilâçlar alır.
Yemekler, süt, yoğurt, çorbalar, ayran, çay, limonata… gibi sulu ve hafif gıdalar arasından seçilir.
Abseler iyi olduktan sonra tekrarlamamaları için, bunlara sebep olan çürük dişler tedavi ettirilmelidir.

Bu makale için etiketler:

Diş kanaması insanları, bazı defa, kor kutup telâşe düşüren arızalardandır.
Bazı insanlar, kan görmeğe tahammül edemezler. Bundan çok sinirlenirler. Hatta görülen kan ehemmiyetsiz ve bir kaç damla dan ibaret bile olsa, onun bu gibi insanlar üzerinde yaptığı tesir, bayılma hâdiselerine sebep olacak kadar büyük olur.

Dişler, bir çok sebepten dolayı kanarlar: Diş etlerine musallat olan bir takım hastalıklar vardır ki bu hastalıkların tesiri ile dişleri yerinde tutan etler büzülerek bunların güzel Pembe renkleri değişir. Yukarı doğru çekilmeğe başlarlar. Dişler uzaktan, âdeta, uzamış gibi görünür. Bunlarda ufak bir tazyik, bir diş fırçasının teması bile diş etlerinin kolayca kanamasına sebep olur. Bu çeşit kanamalar az miktar oldukları ve devamlı bir kanama görülmediği için korku ve telâş uyandırmazlar.

Herhangi bir diş çürüyüp, yahut bozulup artık işe yaramayacak bir hale geldikten sonra onu çıkarıp, atmak lazım gelir. İşte asıl ehemmiyetli diş kanamaları, dişlerin bu suretle çekilmesinden sonra husule gelenlerdir.
Kan, çekilen dişin kökünde bulunan ve uçları açık kalan damarcıklardan gelir. Fakat sağlam olan bir insanda, kan, damardan çıkınca derhal pıhtılaşmak istidadında olduğu için, bu tesirle, çok geçmeden damarların uçunda bir tıkaç teşekkül ederek kan kesilir.

Lâkin damar basıncı (tansiyonu) yüksek olanlarda veyahut kanın pıhtılaşmasına engel olan bazı kan hastalıklarına tutulmuş ” bulunanlarda, diş çekildikten sonra hasıl o-lan kanama kolay kolay durmaz. Uzun müddet devam ederek büyük miktarda kan kaybolmasına ve hayatın tehlikeye girmesine sebep olabilir. Bu takdirde hekimin müdahalesi tehlikeyi ortadan kaldırır.
Fakat bu gibi vakalar dışında bir diş kanaması önünde, büyük bir korku ve telâşe düşmek yersizdir. Çünkü bir müddet sonra, nasıl olsa, kan pıhtılaşıp, kendi kendine duracaktır.

TEDAVİ:
Diş kanaması sırasında ağzı su ile sık sık çalkalamak doğru değildir. Zira ağıza. alınan su, pıhtılaşmaya engel olarak, kan akmasının, devamına sebep olur.
Kan durmadığı takdirde temiz, ufak bir pamuk parçasını (oxygenli su) ya batırıp kan gelen yere koymak bunun üzerine kuru bir pamuk parçası daha ilâve ederek el ile veya dişler arasında bir müddet sıkıştırmak, kanın derhal kesilmesini temin eder. Kanayan diş yerini (Cehennem taşı mahlûlü) veya (Termokoter) ile yakmak, oraya (Ântipyrine) veya (Adrenaline) gibi ilâçların mahlûllerini koymak sureti ile diş kanamasını durdurmak mümkündür.
En iyisi, herhangi bir korku ve telâşe meyan kalmamak için, diş çekildikten sonra, kalan loşluğun iki tarafındaki diş etlerinin kenarına, ufak bir dikiş koyarak boşluğu kapamaktır. Bu suretle hem kanın çabuk durmasına, hem de yaranın çabucak kapanmasına yardım edilmiş olur.
Diş kanaması çok olur ve çabuk durmazsa, hastaya genel ol arak kan durdurucu olan (Col-ium), (Jelâtin seromu), (K. vitamini) veya bunlara benzer diğer ilâçlar tatbik etmek büyük fayda verir.

SAYFA 1 12345»...Son »
Hist Top  blogs