Kuru Ciltler İçin Cilt Temizleme Sütü

Malzemeler:
1 çorba kaşığı kaymak
1 tatlı kaşığı kayısı yağı
2 adet salatalık

Hazırlanışı:
Salatalık ve kaymağı blendırdan geçirin. 1 tatlı kaşığı kayısı yağını ekleyerek iyice karıştırın. Temiz bir cam şişede, buzdolabında 3-4 gün kadar muhafaza ederek kullanabilirsiniz.
Normal Ciltler İçin Temizleme Sütü

Malzemeler: 1 adet salatalık 1 adet sert elma 1 çay bardağı süt 1 tatlı kaşığı kayısı yağı 1 tatlı kaşığı mersin yağı Hazırlanışı:
Salatalık ve elmayı rendeleyin. Sütle birlikte yaklaşık 5- 6 dakika pişirin. Soğuyunca süzün ve içine kayısı ve mersin yağını ekleyerek iyice karıştırın. Temiz bir cam şişede buzdolabında 2 3 gün kadar muhafaza ederek kullanabilirsiniz.
Yağlı Ciltler İçin Tonik

Malzemeler:
5-6 damla limon suyu
1 çay bardağı elma sirkesi
1 su bardağı maden suyu

Hazırlanışı:
Tüm malzemeleri cam şişe içerisinde karıştırın. Temiz bir cam şişede buzdolabında 3 gün muhafaza ederek kullanabilirsiniz.
Akneli – Siyah Noktalı Ciltler İçin Tonik

Malzemeler:
1 adet salatalık
1 orta boy yeşil elma
1 çorba kaşığı adaçayı
1 fincan nar suyu
1 fincan limon suyu
1 su bardağı su

Hazırlanışı:
Elmayı ince soyup dilimleyin. 1 bardak suda adaçayını 5 dakika kadar kaynatın. Soğumasını bekleyin, soğuduktan sonra tüm malzemeleri ekleyerek iyice karıştırın. Temiz bir cam şişede buzdolabında 3 gün muhafaza ederek kullanabilirsiniz.

Bu makale için etiketler:

Kırışık Ciltler İçin Bakım Kremi

Malzemeler:
1 çorba kaşığı balmumu
1 çorba kaşığı vazelin
5 adet E vitamini kapsül
1 çay kaşığı fındık yağı
1 çay kaşığı buğday yağı
1 çay kaşığı soya yağı

Hazırlanışı:
Balmumu ve vazelini eritin. Fındık, soya ve buğday yağlarını ekleyerek karıştırın. Son olarak E vitamini kapsüllerini karışıma boşaltarak iyice karıştırın. Cam kapta buzdolabında 4 gün muhafaza ederek kullanabilirsiniz.
Her Türlü Cilt İçin Bakım Kremi

Malzemeler:
1 çorba kaşığı bal
4 damla badem yağı
1 yumurta akı

Hazırlanışı:

Yumurta akını iyice karıştırın. Ardından bal ve badem yağını ağır ağır ekleyin. Karışımı düzgün bir kıvam alıncaya kadar karıştırmaya devam edin. Cildi kuru olanlar birkaç damla daha fazla badem yağı kullanabilirler. Cam kapta buzdolabında 1 hafta muhafaza ederek kullanabilirsiniz.
Göz Altlarındaki Şişlikler İçin

Malzemeler:
1 çorba kaşığı kuşburnu
1 su bardağı su
2 dilim salatalık

Hazırlanışı:

Kuşburnunu yaklaşık 10 dakika kadar kaynatın. Göz pamuklarınızı bu suya batırarak 10 dakika gözlerinizde bekletin. Ardından 2 dilim salatalığı gözlerinizin üzerine koyun ve 10 dakika bekletin. Bu formülü sabah ve akşam uygulayabilirsiniz.

Göz Kenarlarındaki Kırışıklıklar İçin

Malzemeler:
1 ampul E vitamini
2 damla fındık yağı
2 damla buğday yağı
1 tatlı kaşığı arı sütü
2 adet marul yaprağı

Hazırlanışı:

Marul yapraklarını blendırdan geçirerek suyunu çıkartın. Diğer malzemelerle birlikte bir cam kap içerisinde iyice karıştırın. Hazırlanan karışıma göz pamuklarınızı batırarak gözlerinizin üzerine yerleştirin. 5 dakika sonra gözünüzden pamukları alın. Aynı karışıma göz pamuklarınızı batırın ve göz etrafında hafif masaj yaparak gezdirin.

Bu makale için etiketler:

İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Şenol, sigara yüzünden Türkiye’de her yıl on binlerce kişinin öldüğünü, çok sayıda kişinin hastalandığını ya da sakat kaldığını söyledi.

İnsanın en kıymetli varlığının sağlık olduğunu belirten Şenol, “Sigara içindeki pek çok zararlı madde nedeniyle insan sağlığını olumsuz etkiler. İki ana etkisi vardır. İlk olarak sigara kılcal damarların büzülmesi ve daralmasına neden olur. Daralan damarların beslediği organlarda bozukluklar oluşmasına zemin hazırlıyor. Deri de vücudumuzdaki en fazla kılcal damar bulunduran organlarımız arasında yer alıyor. Dolayısıyla sigara, damarlarda yol açtığı daralma sonucu deride sarkmalara, kırışmalara, lekelenmeler ve renk değişikliklerine neden oluyor. Sigaranın ikinci olumsuz etkisi ise deride biriktirdiği kalıntılardır. İçerisinde bulunan toksik maddeler zaman içinde dışarıya atılamamaktadır. Tırnaklar, dişler ve diğer bölgelerde kirli bir renk oluşmasına neden olmaktadır. Güzelliğin öne çıktığı günümüzde dış görünüşe zarar veriyor” diye konuştu.

Şenol şöyle devam etti: “Sigaranın bu tehlikelerin yanında daha önemli etkileri de vardır. Bunların başında kanser gelmektedir. Dil, ağıziçi, dudak kanseri bunlardan bazılarıdır. Özellikle dudak kanserinin tedavisi oldukça güçtür. Bunların dışında egzama denilen hastalığa yol açmaktadır. Akne denilen ergenlik hastalığına zemin hazırlar. Akıllı insan sigaradan uzak durur.”

Alman bilimadamları, orta yaşlı erkeklerin en önemli sorunlarında biri olan kelliğe, kök hücre yoluyla çözüme yaklaştıklarını açıkladı.

Kelliğe yıllardır çare aranıyor. Bulunan en son teknik: saç ekme yöntemi. Gür bölgeden alınan saçlar kel olan bölgeye ekleniyor. Bu işlem 5 ila 10 saat sürüyor ve soruna kesin çözüm getirmiyor.

Zira yeni saçlar ekilse bile, kişide saç kaybı devam ediyor.

Alman bilimadamları, bu soruna kök hücre yöntemi ile çare arıyor.

Berlin Teknik Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, kök hücrelerden ilk defa saçın içinde büyüdüğü yapı olan saç fölikülleri üretildi.

Foliküller şimdilik hayvan kök hücresinden elde edildi ve normalden daha zayıf.

Bilimadamları, insan kök hücresinden de 1 yıl içinde saç folikülü üretmeyi planlıyor.

Alman bilimadamları, 5 yıl sonra hastaların başına kök hücre ekerek, kellik sorununu tarihe gömeceklerini iddia ediyor.

Bu makale için etiketler:

Aknesiz, lekesiz, parlak ve canlı bir cilde sahip olmak ya da kalıcı dövmeden kurtulmak “karbon peeling” adlı yöntemle mümkün.

Yaş, cinsiyet gözetmeksizin ailesinde cilt kanseri hikayesi bulunmayan herkes için uygulanabilen yöntem, ortalama yarım saat sürüyor ve hemen günlük yaşama dönmenizi olanaklı kılıyor.

Ağrı ve sızıya yol açmayan, enjeksiyonsuz yapılan yöntemin uygulama sayısı, ciltteki soruna göre en az bir en fazla 10 seans şeklinde oluyor.

Dr. Serkan Öztürk, karbon peeling yönteminin klasik cilt soyma ve alttan taze yeni cilt getirme, kolejen tabakasını canlandırma işlemleriyle benzerlik gösterdiğini, ancak çok daha kolay, ağrısız ve kalıcı sonuçlar sağladığını söyledi.

Uygulamanın, güneşin bıraktığı lekeler, ciltteki akneler, sivilce izleri, eskiyen kolejen tabakası, çevresel ve genetik pek çok faktörün olumsuz etkisini çok kısa sürede ortadan kaldırabildiğini ve tek uygulama sonrasında dahi cilde parlaklık kazandırdığını belirten Öztürk, karbon peelingin her yaşta ve her cilt tipine yapılabileceğini ifade etti.

Öztürk, yoğun sorunu olmayan ciltlerde tedavi sonrasında hemen pürüzsüzlük, parlaklık, birçok lekenin anında açılması, gözeneklerin hemen sıkılaştığının göze çarptığını ifade ederek, “Leke probleminin çok olduğu kişilerde ise sonuçlar biraz zaman alabiliyor. Zamanla lekeler açılıyor ve cilt sıkılaşıyor. Çok koyu tenli kişilerde dozajlama ayarlanıyor” dedi.

Ailesinde ya da kendisinde cilt kanseri öyküsü bulunmayan herkese uygulamanın yapılabildiğini vurgulayan Öztürk, karbon peelingin benlerin üzerine doğrudan uygulanmadığına dikkati çekti.

Yemeğin ölçüsü kaçınca istenmeyen kilolar ortaya çıkıyor.

Hele bir de hareketsiz bir yaşam şekli varsa, birçok sağlık problemi alarm vermeye başlıyor.

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Mehmet Koruk göbek çevresinin kadınlarda 90 santimetrenin, erkeklerde de 100 santimetrenin üzerine çıkmaması gerektiğini belirtti.

Geniş göbeğin bir çok hastalığın habercisi olduğunu vurgulayan Prof.Dr. Mehmet Koruk şunları söyledi:

“-Bunların en önemlilerinden bir tanesi karaciğer yağlanması.Hastalıkların temelinde şişmanlığa dayalı karaciğer yağlanması, kalp damar hastalıklarını, organ yağlanmalarını görmekteyiz.”

Karaciğerdeki yağlanma, vücuttaki diğer organları da olumsuz etkiliyor.

Yapılması gereken beslenme alışkanlıklarını değiştirip, alınan kalorilerin yakılmasını sağlamak.

Bunun için de tahıla ve sebzeye dayalı beslenme alışkanlıklarını yeniden edinmek gerekiyor.

Sofrada yemek çeşitlerini azaltmak ve yürüyüşleri artırmak da göbek çevresi yağlanmayı azaltan önlemlerin başında geliyor.

Göbekli olmanın, görsellikten daha öte sorunlara neden olduğunu unutmamak da işin en önemli yanını oluşturuyor.

Bu makale için etiketler:

Kelliği önlemesi beklenen formül, bir Türk bilim kadını tarafından üretildi.

Bugüne kadar bir türlü önüne geçilemeyen kelliğe son noktayı Profesör Meral Şaşoğlu’nun nanoteknolojik formülün koyması bekleniyor.

Erkeklerin en büyük sorunu kelliğe karşı çareyi bir kadın buldu.

Şaşırtıcı sonuçlar veren formül, nano teknolojiye dayanıyor.

Dermatolog Profesör Meral Şaşoğlu, Türkiye’de ilk kez nano teknoloji kullanımı ile “erkek tipi” denilen saç dökülmelerine karşı ürün geliştirdi.

Profesör Meral Şaşoğlu, “Nano teknoloji ile biz gerçekten saç problemleri çözümüne çok güzel bir çözüm oluşturduk ” dedi.

Formül, şu ana kadar uygulanan deneklerde başarılı sonuçlar verdi.

Meral Şaşoğlu, yüzde 100 saç dökülmesini durdurup yüzde 90 iki yeni saç geliştiren bir formülü insanlığın hizmetine sunduklarını belirtti.

TÜBİTAK’ın da desteklediği çalışma için Boğaziçi Üniversitesi laboratuvar oldu.

Kimyager Ender Şaşoğlu, “Saçı zırh gibi koruyor. Çünkü nano teknolojik ürün yüzde 100 saç kökü hücrelerine ulaşıyor. Ulaştığı zaman zırh gibi koruyarak gelen testosteronun geri dönmesine yolaçıyor. Bunun sonucu olarak güzelce önce büyümesini daha sonra damarla buluşmasını ve yeni saç gelişmesini sağlıyor” dedi.

İnsanlığın yıllardır çözüm bulmaya çalıştığı kelliğe karşı geliştirilen formülün büyük yankı uyandırması bekleniyor.

Formülün, kellik için bir dönüm noktası olacağına inanılıyor.

Bu makale için etiketler:

Doğal ürünler kullanalım derken cildinizden olmayın…

Bitkisel yağ kullanımına dikkat diyen uzmanlar, cilt için kullanılan yağların alerjik reaksiyona sebep olabileceğinin altını çiziyor.

Ancak mucizevi ürünler diye tanıtılan bu ürünler, fiyatları uygun olduğu için bayanların gözdesi olmaya devam ediyor.

Kimi saça iyi kimi cilde iyi geliyor diye rağbet görüyor. Fiyatlarının uygunluğu ile de bayanların tercihi…

Uzmanlar uyarıyor, doğallığa kanıp cildinizi riske atmayın.

Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Ülker Gül, “Bitkisel ürünler halk arasında en doğal kozmetikler olarak gözleniyor. Ama bizim açımızdan bakıldığında yararlı maddelerin yanısıra zararlı maddelerin de bulunması sebebiyle tercih ettiğimiz ürünler değil.” dedi.

Uzmanlar, özellikle alerjik reaksiyona dikkat çekiyor.

Doç. Dr. Gül, “Bitkisel ürünü direkt olarak yüzümüze uygularsak ya da derimizin herhangi bir yerine uygularsak alerjik reaksiyonları, tahrişi ve lekelenmeleri çok fazla görebiliriz. Bu ürünlerin kullanımında dermatoloji uzmanına basvurulmasını istiyoruz.” dedi.

Bu makale için etiketler:

Migren, aşırı terleme veya yüzde tikleri gibi rahatsızlıkların çaresi “Clostidium Botulinum” adlı bir bakterinin salgıladığı toksinde, yani botoksta bulunuyor.

Aslında bir toksin olan botoks 3 bin yıl önce Mayalar tarafından keşfedildi.

Bu konuda bilgi veren Estetik ve Rekonstüriktif Cerahi Uzmanı Opr. Dr. Çağhan Baytekin, ” ’Clostirdium Botulinum’ dediğimiz enzim, havasız yani anaerobik ortamda yaşayan bir bakterinin ürünü. Çok yüksek dozda sinirleri felç edici etkisi olduğu için Mayalar tarafından silah olarak kullanılmış” diye konuştu.

Migrende Botoks Tedavisi
“Güzelleşmek” denilince akla ilk gelen botoks, migren gibi bazı hastalıkları da iyileştiriyor

Botoksun migren tanısı kesinleşmiş hastalara da uygulanabilrdiğini kaydeden Opr. Dr. Baytekin, şöyle devam etti:
“Kas tabakasının içerisine bu uygulamayı yapıyoruz. Böylece kasları gevşetmek, rahatlatmak, eğer sinirde sıkışma yaratıyorsa bunların etkisini ortadan kaldırmak mümkün oluyor.”

Bu tedavinin etkisi ise 4-6 ay arasında sürüyor. Baytekin, “Yüzde 90 üzerinde tamamen atakların kesildiği veya belirgin oranda gerilediği konusunda geri dönüşler var” şeklinde konuştu.

“Aşırı Terlemeyi Durduruyor”
Botoksun aynı zamanda koltukaltı, el ve ayaklardaki aşırı terlemeyi de durdurduğunu kaydeden Opr. Dr. Baytekin, “Bu bölgelerdeki sinirlerle ter bezlerinin ilişkisini keserek, botolinium toksina sayesinde aşırı terlemenin önüne geçebiliyoruz” dedi.

Öte yandan diş gıcırdatma, gözde şaşılık, yüzdeki tikler botoksun iyileştirdiği hastalıklar arasında yer alıyor.

Yüzünüz, yaşlı ve yıpranmış görünüyorsa bunun tek sorumlusu genler değil.

Amerika Birleşik Devletleri’nde bilim adamlarının ikizler üzerinde yaptığı araştırma, yüzde kırışıklıkların ya da lekelerin oluşmasında genlerden daha etkin faktörlerin bulunduğunu ortaya koydu.

Cildin Yaşlanmasında Çevresel Faktörler Genlerden Daha Etkili
Araştırmaya göre, yaşam tarzı ve çevresel faktörler, cildin yıpranmasında genlerden çok daha fazla etkili.

Bilim adamlarının, aynı bölgede yaşadıkları bilinen ikiz kardeşleri inceleme altına alma sebebi ise ikizlerin ortak genleri paylaşması…

Cildi Bozan Çevresel Faktörler Şunlar:
- Sigara kullanımı,
- Güneş ışınlarına çok fazla maruz kalmak
- Fazla kilolar, yüzde kırışıklıkların oluşmasında ya da pembe ve kahverengi lekelerin ortaya çıkmasında etkili oluyor.

Alkol kullanımıyla cildin yıpranması arasındaki ilişki ise bunlardan çok daha zayıf.

SAYFA 1 12345»...Son »
Hist Top  blogs