Düşük yoğunluktaki taşıyıcılar (LDL) kolesterolü vücudun hücrelerine dağıtmaktan sorumludurlar. Bu taşıyıcılar hücrelere giderken kolesterolü azar azar düşürebilirler.

Suda yani kanda erimeyen kolesterol ise atar damarların içinde birikmeye başlar. Başka bir deyişle, LDL kolesterolü kandan geçerek atar damarların çeperlerinde biriktirir. Biriken yağ benzeri bu maddeler plak oluşumuna neden olabilir. LDL, atar damarın önceden hasar görmüş olan kısımlarında giderek birikmeye başlar. Damarın önceden hasar görmesi sigara veya yüksek tansiyon gibi farklı yollardan gerçekleşmiş olabilir.

Bu birikim sonucunda, damarlar darılır ve aynı yerden zamanla daha az kan geçer. Bu durum damar sertliği olarak tanımlanır. Daralan damar nedeniyle kalp ve beyin gibi temel organlara ulaşan kan doğal olarak azalır. Bu organlar tarafından gerek duyulan talebin karşılanmaması ise ölümcül sonuçlar doğurabilir.

Kalbe yeterli derecede kan ulaşmadığı takdirde kalp krizi, beyne ulaşmadığı takdirde ise felç ile sonuçlanabilecek beyin kanaması geçirilebilir.
Kanda dolanan düşük yoğunluktaki taşıyıcıların miktarı arttıkça damarların iç yüzeyinde oluşan plak fazlalaşarak kanın geçiş yolunu daraltır. Damarlara verdikleri zarardan dolayı beslenmemizde LDL’yi mümkün olduğunca düşük tutmalıyız.

Bu makale için etiketler:

Vücut yüzeyindeki iltihapların nedeni genellikle bir salgı bezinin bir bakteri ile enfekte olması veya tıkanması ile ani olarak gelişir. Ağrı ve şişlik görülen semptomlardandır, ateş de görülebilir. Ek olarak kaşıntı, iltihabi akıntı ve halsizlik gözlenebilir.

Cildin bir kısmını çıkararak cerrahi işlem uygulanır, iltihap drene edilir. İltihabın çıkarıldığı (drene edildiği) yere tampon uygulama yapılır. Diyabeti olanların veya bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların hastaneye yatırılmaları gerekir, hastaya göre antibiyotik uygulaması yapılır.
İyileşmenin gözlenmesi için işlemden birkaç gün sonra muayeneye gidilmelidir.

Beklenmeden kesinlikle doktora başvurulması gereken durumlar ise; iltihabın çıkarılmasından sonra görülen ateş-üşüme-titreme, artan ağrı, ağrı kesicilere rağmen ağrının geçmemesi, pansumana rağmen kanamanın durmaması, idrar yapmada zorluk, ishal, bulantı-kusma.
Tedavi uygun şekilde yapıldığı takdirde, iltihabın aynı bölgede görülme riski belirgin şekilde düşer.

Bu makale için etiketler:

Hipofiz yetersizliği sonucu şişmanlama ve cinsiyet organlarının gelişmemesi. Bir iç salgıbezi olan ve beynin altında yer alan hipofizin ön lobunun yeterli miktarda hormon salgılamaması nedeniyle oluşur. Avusturyalı hekim Alfred Fröhlich tarafından tanımlanmıştır.

Hipofizin az salgı salgılaması böbrek üstü, kalkanbezi vb. gibi öbür iç salgıbezlerinde de salgılama bozukluklarına ve dolayısıyla hormon dengesizliğine yol açar. Ön hipofiz lobunun, bazen az salgı salgılamasının nedeni genellikle hipofiz ön lobundaki bir ur, bir kist, tüberküloz ya da frengi kökenli bir yangılanma, başa gelen darbeler ya da menenjit gibi bezin salgılama yeteneğini kısıtlama sonucu doğan bez dokusu bozukluklarıdır.

Ergenlik öncesinde, hemen hemen sadece erkek çocuklarda görülen bu hastalığın iki ana belirtisi vardır. Bunlardan birincisi hastanın genellikle göğsünde, kalçalarında, dış üreme organları çevresinde kadınlarda olduğu gibi yağ torbasıyla ortaya çıkan şişmanlamalardır.

İkinci özellik ise, çocuğun cinsiyet organlarının gelişmesinin durması ya da yavaşlaması (14-16 yaşlar arasında) ve bunun sonucu olarak ses değişikliği, kıllanma gibi ikincil cinsiyet özelliklerinin ortaya çıkmamasıdır. Bu iki ana belirtiden başka hipofiz bezinde oluşan urun çevresindeki beyin merkezlerine baskı yapması, görme bozuklukları ve başağrısı vb. gibi ikincil belirtiler de oluşturur.

Hastalığın ergenlik öncesinde ve erkek çocuklarda görülmesi, kadınlara özgü şişmanlama, cinsiyet organlarının gelişmesinin duraklaması, görme bozuklukları ve diğer ikincil nedenler hastalığın teşhisini çok kolaylaştırır. Teşhisten sonra hipofizin çalışmama nedenlerini saptamak gerekir. Tedavi hormon tedavisine dayanır.

Hipofiz bezinin salgılamadığı hormon, hastaya bu hormonu içeren ilaçlarla verilir. Fakat tedavi hipofizin yeniden çalışmasını sağlayamadığından, sürekli olarak uygulanması gerekir. Hipofiz bezinin normal çalışmasını engelleyen ur ya da kist vb.’nin cerrahi yolla çıkarılması, hipofizin normal olarak çalışmasını sağlayacağından en kesin tedavi yoludur. Ancak bu durumda, hastaya sürekli olarak hormon tedavisi uygulamak gerekmez.

Hastalığı yapan mikrobun adı treponema palidurn’dur. Hastalık mikrobu aldıktan ortalama 3 hafta sonra klinik olarak kendini gösterir. Vücuda girdikten sonra ilk klinik belirtinin oluştuğu döneme • 1′inci dönem denir, bu dönem 1-6 hafta sürer, şankır denen özel bir yara meydana getirir. Hastalığın ikinci döneminde ise yaygın deri belirtileri vardır. Vücutta sistematik belirtiler de görülür, bu dönem de 2-lO.hafta sürer.
Bundan sonra hastalık gizli bir dönem geçirebilir. Bu dönem de yıllarca sürebilir (1-40 yıl), işte bu dönemde hastalık klinik olarak izlenmez ancak hastanın kanından yapılan testlerle teşhis edilebilir, Frenginin geç ve son dönemi öldürücüdür, hastalık artık organlara yerleşmiştir (kalp, beyin, deri vb.)

Hastalık anneden karnındaki çocuğa da geçebilir. Antibiyotiklerle tedavisi mümkündür, özellikle penicillin uzun yıllardır tedavisinde kullanılmaktadır.

Korunmada en önemli nokta böyle kişilerle cinsi münasebette bulunmamaktır. Eğer şüphe edilen bir cinsi münasebet varsa, derhal doktora müracaat ederek yapılacak kan testleri ile konan erken teşhisle hastalıktan tam anlamı ile kurtulmak mümkün olabilmektedir.

Bu makale için etiketler:

Bu hastalık bir yaz nezlesi zannedilebilir, ancak burada mikrop yoktur. Saman nezlesi bir alerjidir, yani şahıs çiçek tozlarına (genellikle ağaç ve otlara) karşı hassastır ve burun akıntısı şeklinde kendini gösterir. Kalıtımın da nezlede rol oynadığı söylenebilir. Fazla miktarda su gibi berrak burun akıntısı.

Belirtileri: Şiddetli aksırma, burunda tıkanma; kızarma ve sulanmış gözler; burun zarı soluktur, nezle uzun sürmüşse, zar kalınlaşmıştır. Bitkilerin çiçek açma mevsiminde olur, ondan sonra geçer. Yağmur yağdığı zaman çiçek tozları basıldığından hastalık hafifler.

Tedavisi: Yaz mevsiminde sıcak ve rüzgârlı günlerde kırlara gitmekten kaçının. Gözlerin sulanmasına ve yanmasına karşı güneş gözlükleri kullanılabilir. Antihistamin hapları bu gibi belirtileri iyileştirir, ancak uyku verdiğinden otomobil sürenler için tehlikeli olabilir. Ayrıca doktorunuzdan steroid hapları da alabilirsiniz. Bunlar çok etkilidirler, ancak sürekli kullanılınca bazı yan etkilere yol açarlar. Damla ve spreyler geçici bir rahatlık verirlerse de burun zarına devamlı kullanıldığında zarar verirler.

Yaş sınırı: Saman nezlesi dört yaşından sonra herhangi bir yaşta başlayabilir, ancak kırk yaşından sonra sıklaşır.
Önlenmesi: Nezleye karşı hassasiyetin kaldırılması gerekir. Önce doktor, hastalığı yapan çiçek tozunun cinsini araştırır, bu bulunduktan sonra ufak miktarlarda deri içine iğne ile zerk edilerek, vücudun çiçek tozuna karşı duyarlığı giderilir. Yıl başlarında başlayarak, tedaviyi çiçek mevsiminden önce bitirmek gerekir. Nezleyi yapan şeylerden kaçının.

Kuşkuuz boyun fıtığını engellemede boyun egzersizleri büyük rol oynamaktadır. Uzmanlar bu hareketleri düzeli yaptığınız takdirde boyun fıtığını engellemenizin mümkün olabileceğini vurguluyorlar. Boyun önemli bir organımız bir çok organımız boyun ile bağlantılıdır. Eğer sizde bu şikayeterden varsa mutlak bir suretle nöroloji doktarına görünmeniz gerekmektedir. Aksi takdirde normal hayata dönmeniz biraz daha zaman alabilir. Bu iş hayatınız önemli derecede etkilleyecektir. Sağlık bakanlığının resmi siteisnden paylaştığı boyun egzersizlerini sizlerle tekrardan paylaşmak istedik. Boyun fıtığı ile ilgili merak ettiğiniz şeyleri daha önce yazdığımız yazılardan öğrenebilirsiniz.
1-Ellerinizi, başınız ile enseniz arasına koyunuz. Başınız öne iter gibi yapıp elinizle baskı yapm sureti ile buna engel olmaya çalışın.
2- Ellerinizi, başınızın arkasına koyunuz. Arkaya doğru iterken bir yandan bun elleriniz karşı koyunuz. Tıpkı hareket 1 de gibi tam tersi olucak.
3- Sağ elinizi suratınızın sağ tarafona gelecek şekilde yerleştirin. Başınızı sağ tarafa itkern buna, elinizle elngel olmaya çalışın. Yüzüzün sol kısmı için de aynı hareketi tekrar ediniz.olmaya çalışın. Aynı hareketi bu defa sol elinizle sola doğru tekrarlayın.
4- Sol eliniz başınızın arka tarafına resimde görüldüğü gibi yerleştirin. Ardından sağ elnizi sağ sakağınıza koyun. Sol omzunun üstenden bakamaya çalışıyor gibi elinizin direncine karşı başınızı çevirmeye çalışınız. Harekete diğer eliniz için tekrarlayınız.
Boyun fıtığı ile ilgili ameliyat geçirmiş ya da fizik tedavi sürecinde olan ziyaretçilermiz konu altına yorum yapabilerse bu diğer hastaları bilinçlendirmiş olursunuz. Eğer daha önceki fıtık ile ilgili yazılarımızda geçen belirtilere sahipseniz mutlaka doktara başvurunuz. İnternette veirlen bilgiler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Burada verilen egzersizlerde sadece boyun güçlendirme ilgilidir kesinlikle boyun fıtığınınızı tedavi edeebilece etkiye sahip değildir. Buna doktorunuz kara verecektir. Geçmiş olsun

Bu makale için etiketler:

Boyun fıtığı nasıl oluşur ?
Boyun bölgemiz göğüs kafesimiz gibi bir organla sırtta olduğu gibi korunmaz. Onun için günlük yaşantımızda çok sık baskılara zorlanmalara maruz kalır. Bur zorlanmalar neticesinde özellikle omurların arasındaki diskler yozlaşır, bozulur ve taşmalar gösterir.Bunların dahada artmasıyla fıtıklar oluşur ve bu fıtıklar, bulunduğu bölgeye göre şiddetine göre farklı bulgular verirler.Bu boyunda bir ağrı ve hareket zorluğundan kolda güç kaybına kadar baş dönmesi, kulak çınlaması çift görmeye kadar değişebilen şikayetlerdir.

Özellikle oluşan fıtık sinir köklerine basarsa bastığı sinir köküne göre kol parmaklarda ağrı uyuşma eğer beynimize giden kan damarların üzerine basarsa baş dönmeleri ,kulak çınlamaları, dengesizlik ve basmanın şiddeti özellikle sinirler üzerinde çok ağrısa güç kayıplarına yol açabilir. Daha da ileri aşamalarda omuriliğe baskı olursa ellerde beceriksizlik ayaklarda uyuşma ortaya çıkabilir.

Boyun fıtığı belirtileri nelerdir ?
Boynumuzda 7 adet omur vardır ve bunların özellikle 4ncüsü ve daha altı kollara yayılır. Genellikle ortaya çıkan şikayetler boyun ağrısı ile beraber kol ağrısı ve uyuşmalar elde güçsüzlük olabilir. 4ncü boyun omuru ve yukarısındaki fıtıklar ise daha çok baş ağrısı şeklinde bir şikayete yol açarlar.

Yapılan muayenede özellikle hastalarda boyun geri hareketlerinde zorluk, bu hareketle beraber kola yayılan ağrı bazen uyuşma görürüz. Daha ayrıntılı muayenede ise fıtığın olduğu bölgeye göre kolda elde veya parmaklarda uyuşma, çok ağır seyreden fıtıklarda ise ayaklarda uyuşma ve omurilik tutumuna bağlı reflekslerde artış ve patolojik dediğimiz muayene bulgularına rastlanabilir.

Boyun fıtığında doktora ne zaman başvurmalıyım?
Boyun ağrılarının büyük bir çoğunluğu bir hafta içerisinde kendi kendine yatışır.Boyun ağrısı günlük yaşam kalitesini bozacak kadar fazlaysa beraberinde kola yayılan bir ağrı varsa ellerde uyuşma ve güç kaybı varsa beraberinde baş dönmesi ve kulak çınlaması gibi bulgular eşlik ediyorsa bu hastalarımızın çok geç kalmadan konunun uzmanına başvurması gerekir.

Boyun fıtığı nasıl teşhis edilir ?
Özellikle boyun ağrı hareket zorluğu gece uyurken boynu rahat çevirememe yazarken ve çalışırken boyun hareketlerinde zorluk özellikle başın geriye atmasıyla artan boyun ağrısı bazen kola yayılan ağrı ve ellerde olan uyuşma bir fıtığın başlangıcının bulgusu olabilir.
Hastanın yapılan muayenesinden sonra, özelikle nörolojik muayenesinden sonra güç kaybı, his kaybı veya özellikler kan damarlarını basamaya bağlı şikayetler olabilir. Boyun da hareket zorluğu varsa kola yayılan ağrılar, ellerde uyuşma varsa hastalardan MR(emar) görüntüleme istenir. Bir boyun fıtığını ortaya çıkarmak için yegane yöntemdir.

Boyun fıtığı tedavisi nasıl olur ?
Öncelikle kısa süreli istirahatlar boyun fıtığında yararlıdır beraberinde ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler olabilir. Kısa süreli çok uzun sürmeyen boyunluk kullanımı faydalıdır.Sonrasında fizik tedavi çok gerekirse çok ileri boyuttaki fıtıklarda ileri bir güç kaybı varsa ve omuriliğe bası varsa, omurilik bozulması başladıysa bu vakalar ameliyata gönderilir.

Boyun fıtığı ameliyatı risklimidir ?
Boyun fıtıklarında ilerleyen bir güç kaybı yoksa ayaklarda uyuşma yoksa ellerde beceri kaybı yoksa ilaç tedavisi ve farklı fizik tedavi cihazları kullanırdır.

Özellikle omurilik bozulması başladıysa ki omurilik bozulmasının erken bulguları ellerde beceriksizlik ve ayaklarda uyuşma olabilir.Özellikle MR(emar) görüntülemesinde omurilik bozulması başlamışsa hastalar ameliyata gönderilir.
Boyun fıtığı ameliyatı tabi ki çok kolay bir ameliyat değildir.Ama gerektiği zaman tüm ameliyat riskleri gibi risk içerir. Ancak gerektiğinde de asla kaçınmamak gerekir.

Boyun fıtığı tekrar eder mi ?
Boyun fıtığı tekrarlayabilir. Özellikle bazı meslek gruplarında özellikle boynunu zorlayarak çalışanlarda; ofis çalışanlarında, sekreterlerde,kameramanlarda , diş hekimlerinde görülür. Bunun dışında boyunu zorlayan spor yapanlarda da görülebilir.Boyun kasları kuvvetlendirilmiyorsa, duruş bozukluğu varsa boyun, sürekli zorlanmamalara maruz kalıyorsa tabiki boyun fıtığı tekrarlayabilir.

Bu makale için etiketler:

Düzensiz teneffüs:
Tıptaki adı: Nefes alırken kalp hızlanır.Nefes verirken yavaşlar.Gençlerde ve ateşli hastalıkların nekahat dönemlerinde bu durum sık görülür. Bu anormal olmadığı gibi hastalığa da delâlet etmez. Nekahet sırasında görülmesi, kalbin herhangi bir zarara uğramadığını gösterir. Tedaviye lüzum yoktur.

Fazladan vuruşlar:
Tıptate adı: Ekstrasistol

Bir kalp vuruşunun vaktinden önce olmasıdır. Arkasından uzunca bir süre vuruş olmaz. Burada arkadan gelen vuruş zamanındadır, ancak önceki vaktinden evveldir.

Belirtileri: Göğüste kıpırdanma hissi. Fazla vuruşlar tek veya arka arkaya olabilir.

Sebepleri: Tütün, alkol, ağır yemekler, heyecan. Fazla vuruşlar birçok şahıslarda olur. Ancak bazıları bunu daha fazla hisseder. Önemsizdir: Sağlam şahıslarda ve kalp hastalıklarında olur. Doktor muayenesi sonunda önemsiz olduğu görülecektir. Eğer bu vuruşlar sizi rahatsız ediyorsa sıklığını azaltacak tedbirler almak mümkündür. Yukarıda sayılan sebeplerden kaçınınız.

Kalbin geçici hızlanması: (Kısa süreli; istirahat edin, doktor çağırın).

Tıptaki adı: Paroksismal taşikardi.

Belirtileri: Çarpıntı, kalbin normalin 2-3 misli hızlı atması. Ani olarak gelir ve dakikalarca, hatta saatlerce sürer. Hastayı korkutur ve rahatsız eder. Bir nöbet esnasında baş dönmesi veya baygınlık olabilir, ayrıca sık sık idrara gidilir.

Sebepleri: Tamamen sağlam kalbi olanlarda özellikle gençlerde görülür. Kalp hastalıklarında da olabilir.

Tedavisi: Buzlu su içmekle veya derin bir nefes almakla nöbet durdurulabilir. Veya çenenin altından boynun yanma masaj yapılır. Yine havayı dışarı çıkarmadan nefes vermek ve aynı zamanda helâda olduğu gibi, ıkınmak veya gözler üzerine acıtacak derecede bastırmak da faydalı olabilir. Her ne kadar bu şekilde kalp hızlanması genellikle ciddî değilse de, sık sık tekrarladığı takdirde sebebinin araştırılması için doktora gitmekte fayda vardır.

Kalp titreşmesi: (Uzun süreli; doktora gidin). Tıptaki adı: Atrial fibrillâsyon.

Belirtileri: Kalbin düzenli normal temposu yerine hızlı ve düzensiz vuruşlar geçer. Bunlar ya devamlıdır veya arasıra gelir; nefessiz bırakır ve çalışmasına engel olur. Bazen karın ağrısı ve şişkinlik de yapabilir.

Sebepleri: Kalbin sadece basit bir düzen bozukluğundan ibaret olması nadirdir; çoğu hallerde bir kalp hastalığının belirtisidir. Bazen tiroid zehirlenmesinde de görülür. Fibrillasyon, bir zararı olmaksızın senelerce devam edebilir. Ancak kalbin bu şekilde çalışmasına müsaade etmek mahzurludur. Bunun için de muayene ve tedavi gerekir. Yatakta oturur vaziyette istirahat etmek, doktora gidene kadar yapılacak en emniyetli hareket şeklidir.

Kalp bloku: (Kısa süreli; doktor çağırın istirahat edin).

Belirtileri: Her iki veya beş vuruştan sonra gelen Vuruş olmaz. Nefes darlığı görülebilir. Bazen de aniden bayılma olur (Adams – Stokes Hastalığı).

Kalp bloku aşağıdaki karıncıklarla, yukarıdaki kulakçıklar arasındaki haberleşme sisteminin bozukluğundan ileri gelir. Bütün vuruş emirleri aşağı intikal etmez.

Sebepleri: En sık görülen sebepleri kalp hastalıklarıdır. Bunlar arasında koroner hastalığı, kalp romatizması ve kalp sinirlerini bozan difteri sayılabilir. Bazen da doğuştan kalbin bir kısmı sakat olur. Bu hastalıkların çoğunda doktorun tedavisi iyi neticeler verir.

Karın ağrısı tabiatın tehlikeyi haber vermek için kullandığı bir işarettir. İhmal edilmemelidir. Karın ağrısına «cesaretle» katlanmak akıllıca bir iş değildir. Çoğu zaman hazımsızlık, kabızlık, hafif gıda zehirlenmesi gibi önemsiz sebeplerden ileri geliyorsa da ciddî bir hastalığın belirtisi de olabilir.

Özellikle şunlara dikkat edin:
Yeni ve şiddetli ağrı; şişkinlik, bulantı, kusma, karında sertlik; basınca büyük hassasiyet; dışkıda kan veya siyahlaşma. Sıhhatli bir kimsede saatlerce süren şiddetli ağrı derhal doktor tarafından incelenmelidir.

NE KADAR ERKEN OLURSA O KADAR İYİ.
Sebebi bilinmeyen bir karın ağrısı varken, dışarıya çıkılmamış dahi olsa,müshil almak tehlikelidir.

Ağrının çeşitleri:

Kolik tarzında
Peritonit tipinde
İltihabi
Diğer

Kolik tarzında ağrı:
Şiddetli, batıcı nöbetler halinde bir ağrıdır, hastayı kıvrandırır, bazen kusmaya da sebep olur. Karın, ağrı geldiği zamanlar hariç sert değildir, fazla gerginlik de görülmez.
Karna bastırmakla kolik ağrısı hafifçe azalır, bunu hasta esasen yapar. Ancak diğer ağrılar bu şekilde geçmez.
1. Bağırsak koliği: Kolik deyince bu tip ağrı akla gelir; ağrı karının üst kısmında ve göbek çevresindedir, bazen gurultulu sesler duyulur ve gaz çıkarır, kusma olabilir.
Bağırsak iltihabı: Ağrının arkasından ishal görülür. Hazm olmayan besinlerin ve tifo gibi toksinlerin yaptığı tahriş. Ressamlarda ve plastik oyuncakları emen çocuklarda kurşun zehirlenmesi. Kabızlık.
Beze büyümesi, yapışması, tüberküloz, kanser.
Fıtık sıkışması: Gerginlik, ishal yoktur.
2. Kalın bağırsak koliği : Yukarıda bahsedilen ince bağırsak koliğinden daha sık ve daha hafiftir. Ağrı göbeğin altındadır. Kolit, dizanteri, kabızlıkta olur. Tekrarlayan şişkinlik, kolik ve kabızlık nöbetlerinde kanser düşünülmelidir.
3. Apandisit koliği: Apandisit, başlangıcında ağrı bağırsak koliğinde olduğu gibi göbek çevresindedir. Ağrı ve huzursuzluk mevcuttur. Karındaki kastan yapılmış boru şeklindeki organların taşla tıkanması veya sıvıların bir tıkanmayı geçmek için zorlaması koliğe sebep olur.
4. Böbrek taşı koliği: Kasıkta anî bir ağrı belirir; torbalara, karına doğru yayılır. Sık sık ve ağrılı idrar etme görülür. İdrarla kan çıkabilir. Kusma olabilir.
5. Mide koliği: Ağrı karnın üst kısmındadır ve mide çıkışının ülser veya kanserle tıkanmasından ileri gelir. Mide kanaması buna benzerse de ayrıca kan kusma görülür.
6. Rahim koliği: Ağrı karnın alt kısmında, sırtta ve bazen bacaklarda hissedilir. Bir kanama, düşük, polip veya doğum ile ilgilidir. Âdet sancısı şiddetli olabilir. Kanama mümkündür.
7. Safra taşı koliği: Ağrı sağda kaburgaların altındadır, bazen omuzda veya sağ göğüstedir. Çok şiddetlidir, sarılık görülebilir. Safra kesesi iltihabı mevcutsa karın sertleşir.
8. Dış gebelik: Döllenmiş bir yumurta rahim yerine tüplerde yerleşirse, zamanla büyüdüğünde tüpleri gerer ve patlatır. Her iki yanda da olabilir ve çok şiddetli olup hastanın bayılmasına sebep olabilir. Adetlerin kesilmesi veya gayrı muntazam olması bu ihtimali düşündürür.

Peritonit ağrısı:
Ağrı şiddetli, yaygın ve devamlıdır, genellikle birden gelir ve baygınlığa sebep olabilir. Hastayı uykusundan uyandırır. Soğuk ter, kusma, karında sertleşme görülür. Teneffüs çabuktur ve nefes alıp verme derinden değildir. Karın şişer.

Sebepler:
1. Delinme veya iltihaplı bir kısmın patlaması, ülser, apandisit, safra kesesi, barsak gibi herhangi bir organda olabilir; ülser delinmesinde ağrı yanma şeklindedir ve omuza yayılabilir.
2. Bir yerdeki iltihabın yayılması: Rahim, tüpler, apandis, barsak, safra kesesi, pankreas.

İltihabı ağrı:
Devamlı olup aralıklı değildir; keskin veya küt olabilir, kusma fazla değildir, hafif ateş görülebilir. Genellikle muayyen bir yerde kalır. Karnın sağ üst kısmında: Safra kesesi, pankreas, karaciğer iltihabı veya duodenum ülseri.
Karnın sağ alt kısmında: Apandisit, çocuklarda beze iltihabı.
Karnın alt kısmında: Divertikülit, ekseri sol tarafta, kolit, kadın organlarının iltihabı veya mesane iltihabı.

Diğer ağrılar :

Zona : Yan kısımda yanma; deri çok hassastır.
Mesanenin şişmesi, eğer boşaltılamıyorsa çok ağrı yapabilir.
Damar genişlemesi: Ağrı önce göğüstedir, sonra karına iner.

Karıştırılan hastalıklar :

Grip ve diğer ateşli hastalıklar özellikle çocuklarda karın ağrısı ve kusma ile başlayabilir.

Şeker hastalarında komadan önce karın ağrısı ve kusma görülür.

Gıda zehirlenmesi: Birçok kişi birden hastalanır.

Zatürree

Zatülcenp

Kalp krizi

Böbrek yetmezliği: Kusma ve gerginlik.

Bu makale için etiketler:

Sağırlık, iki ayrı türe bölünebilir. Böylece hem yapılacak tedavi hem de hastalığın sonucu daha iyi belirlenir.

İletim sağırlığı:
Seslerin dış ve orta kulaktan geçerek asıl duyma organı olan iç kulağa geçmesine bir engel varsa buna iletim sağırlığı denir.
Belirtileri: Bu tür sağırlık tam değildir, çünkü sesin bir kısmı kafa kemiklerinden geçerek işitilir. Böyle hastalar telefon alıcısını kulaklarına yapıştırırlarsa iyi işitirler. Ayrıca kendi sesleri, başkalarının seslerine göre kemik yoluyle daha iyi işitildiğinden, konuşmaları yavaştır. Bu hastalar işitme cihazlarından fayda görür.

İletim sağırlığının çeşitleri:
Kulak kiri.
Kulak yolu çıbanı.
Kulak zarının zedelenmesi.
Geçirilmiş orta kulak iltihabı veya yaralanması.
Kulak sertleşmesi.

Duygu sağırlığı: Bu tip sağırlıkta sesleri alan iç kulak veya iç kulaktan beyne giden sinirler veya beyindeki işitme merkezi hastadır. Sinirsel veya iç kulak tipi sağırlığın erken devrelerinde başkaları konuşurken kelimeleri yutuyormuş gibi görünür. Çünkü tiz ses] er, örneğin P, K, T ve G ve D 1er işitilmez, kalan sesler ise işitilir. Yavaş seslerin işitilmemesine karşılık, kuvvetli sesler bütün şiddetiyle duyulur ve hastayı rahatsız edebilir. Sinir sağırlığı olan birinin bağırma, sağır değilim diye yakınması sık görülür.

Kemik yoluyle ses iletimi bu hastalarda mümkün değildir. Bundan ötürü de telefonda iyi işitmezler, işitmeye yardımcı cihazların da faydası yoktur. Çünkü sesin şiddeti arttıkça sesler daha karışık bir hale gelir. Kendi sesleri de kendilerine zayıf geldiğinden konuşurken seslerini yükseltirler.
Duyu sağırlığının tipleri:
Yaşlılıktaki sağırlık: İşitme keskinliği herkeste yavaş yavaş azalır. Kabakulak veya kızamık gibi bir hastalıktan sonra bu azalmaya rastlanabilir.

Doğuştan: Ya irsidir veya anne gebeliği esnasında ilk aylarda bir hastalık geçirmiş veya ilâç kullanmıştır.
Bazı ilâçlar: Örneğin, kinin kullanmıştır.
Menier hastalığı.
Fazla gürültülü yerde çalışma: Örneğin, kazan yapıcılarda baş gösterir.

Kulak sertleşmesi (Otoskleroz) : (Uzun süreli; doktora gidin). Genç yaşlarda başlayan bu hastalık daha önceleri hastayı sakat bırakabilirdi, ancak şimdi hemen hemen her zaman tedavi edilebilir. Bundan ötürü de tanınması son derece önemli olup hangi devrede olursa olsun tedaviye başlanmalıdır.
Esas bozukluk, kulak zarından iç kulaktaki işitme organına sesi ileten ufak kemikçiklerin birbirine yapışması ve bunların çevresinde sünger görünümünde bir doku büyümesidir.

Belirtileri: İrsidir: 15-30 yaşlarında başlar, kadınlarda erkeklere göre iki misli daha sık görülür; kulakta vızıltı ve çınlama duyulur; sessizlikte daha da kötü olur; gürültülü yerlerde işitme daha iyidir (Çünkü kalabalıkta herkes daha yüksek konuşur). Sağırlıktan önce seslerin bozulduğu görülür. Özellikle bunu müzikle uğraşanlar fark eder, ancak bu Menier hastalığında olduğu kadar fazla değildir.

Tedavisi: Doktor tarafından yapılır. Hastalığın farkına varır varmaz bir kulak doktoruna gidiniz. Mümkün olursa ameliyat çok iyi sonuçlar verir. İşitme cihazları ve konuşanların dudaklarını okumayı öğrenmek de faydalı olabilir.
Sonuç; Ameliyat devamlı bir iyileşme verir, yoksa hastalık ilerler ve sonra durur. Gebelikte daha da fenalaşır ve çocuğa da geçebilir.

SAĞIRLIK TEDAVİSİ KONUSUNDA TAVSİYELER
Sinir hastalığı veya sağırlığın diğer çeşitleri bugün her zamankinden daha fazla iyileşme şansına sahiptir. Normale dönebilir.
Dudak hareketlerini okumak, lisan tahlili ve işitme eğitimi gibi yeni yöntemler bu konuda yardımcıdır, ileri yöntemlerle yapılan ameliyatlar yardımıyla kulağın büyük bir kısmı operatör tarafından yenilenebilir. Transistörlü, göze çarpmayan ufak işitme cihazları, tabii işitmenin yerini tutamazsa da hastada kalan işitme gücünü arttırmada faydalıdır. Doktorun tavsiyesini almadan ve bir hafta denemeden işitme cihazı kullanmayınız. Esasen bunlar satılırken alıcıya bir hafta deneme hakkı tanınır. İşitme cihazlarını kullanmanın bir güçlüğü vardır. Normal kulak, istenmeyen ve işe yaramayan sesleri geçirmez; örneğin bir lokantada diğerlerinin konuşmaları, istasyondaki gürültü gibi. Halbuki işitme cihazı hepsini büyültür. Sabır ve zamanla, gelen sesleri seçmek veya duymamak mümkün olabilir.
Eski usul işitme borusu bir, bakıma daha avantajlıdır. Çünkü şahıs yalnız işitmek istediği sese veya radyoya doğru bu boruyu çevirir. Bununla beraber işitme cihazı, sağır için özellikle tehlikeli olan trafik seslerini bildirdiğinden üstünlük taşır. İşitme cihazının pilleri normal kullanışta üç aya kadar dayanır.

Kulaklarda çınlama – vızıltı – başta uğultu:
Tıptaki adı: Tinnitus
Sebepleri:
Kulak hastalıkları:
Dış kulakta kir veya cisim. İltihap.
Her cins sağırlık.
Orta kulak nezlesi.
Menier hastalığı.
Kulaklarda ileri yaşlarda başlayan bozukluk.

Diğer sebepler:
Ateşli hastalıklar.
Zafiyet, yorgunluk.
İlâçlar; örneğin, kinin, aspirin.
Çok nadiren; urlar, doktor muayenesi sonunda ortaya çıkar. Tüfekle atış talimleri, çok şiddetli sesler. Çok sessiz yerlerde, vücut içindeki seslere hassasiyetin artması.

Ruhsal sebepler:
Bayılmadan önce, sara nöbeti.
Tedavisi: Ya çok basittir; örneğin, kulak kirinin çıkarılması; ya da imkânsızdır. O zaman tehlikesi olmayan bu gürültüyü duymamazlıktan gelmeyi öğrenmelidir.

Kulakta kir :
Kulak kiri, normal olarak kulağın yağlanmasını sağlar ve kulağın dış kısmındaki bezeler tarafından yapılır. Bazı kimselerde kir çok miktarda salgılanır veya sert bir kitle halinde birikir.
Etkileri: Sağırlık, kulakta gürültüler, kulak yolu derisinin tahrişi.
Tedavisi: Kulağa herhangi bir şey sokmayın. Her gece kulağa 2-3 damla sıcak zeytinyağı konursa sert kiri yumuşatır ve kendiliğinden çıkar. Doktor veya hemşire tarafından kulağın yıkanması gerekebilir.

Kulağa bir şey kaçması :
Boncuk, bezelye v.s. gibi şeyler kulağa kaçabilir, buna özellikle çocuklarda rastlanır.
Tedavisi: Kulağa hiçbir şey sokmayın, çünkü kulak zan zedelenebilir. Eğer baş, cisim kaçan tarafa doğru eğildiğinde kaçan cisim dönüyorsa, doktorun yardımına başvurun.

Kulağa böcek kaçması:
Tedavisi: Eğer böcek canlı ise kulağa birkaç damla ılık zeytinyağı damlatın, böylece böceğin son derece rahatsız edici hareketleri tamamen durur. Şırınga ile kulağı yıkamak gerekebilir. Kulağa bir şey sokarak böceği çıkarmağa çalışmayın.

Menier hastalığı: (Uzun süreli; nöbetten sonra doktora gidin, devam edebilir).
Kulaktaki denge organındaki basıncın artmasından ileri gelir. Genellikle 40 ile 60 yaşları arasında başlar, erkeklerde daha sıktır.
Belirtileri: Anî olarak gelen baş dönmesi, bulantı ve kusma. Duyu tipi sağırlık (Yukarıdaki bölüme bakın), çoğunlukla yalnız bir kulaktadır, sesler birbirine karışır; kulakta gürültüler olur.
Tedavisi: Derhal nöbet geçinceye kadar yatakta yatın. Daha sonra: Doktor nöbet sırasında kullanacağınız ilâçları verecektir. Nöbetler arasındaki perhiz için de doktorun tavsiyesine uyunuz. Bazen ameliyat gerekebilir. Nöbetler kesildikten sonra altı ay geçmeden otomobil kullanmayın, bisiklete binmeyin veya yüzmeyin.

Nöbetlerin süresi: Dakikalarca veya saatlerce.
Hastalığın süresi: Yıllar geçtikçe ilerler, sağırlık fazlalaşır, fakat sonunda nöbetler kesilir.

Kulak nezlesi: (Kısa veya uzun süreli olabilir; doktora gidin, dinlenin,2 haftada geçer).
Tıptaki adı: otitis media secretoria.
Bu ağır bir hastalık değildir ve ancak hafif bir rahatsızlık yapar. Fakat tanınmaz ve tedavi edilmezse daimî sağırlığa yol açabilir, özellikle çocuklarda olur.

Belirtileri: Bir nezleden sonra, işitme zorluğu ve kulakta hoşa gitmeyen bir dolgunluk hissi.
Tedavisi: Ancak doktor kesin bir teşhis koyabilir ve gerekli tedaviyi yapar.

Bu makale için etiketler:

SAYFA 1 12345»...Son »
Hist Top  blogs