Renksiz, şurup gibi kıvamlı bir mayidir. Lezzeti tatlıdır. Su ve Alkol ile güzelce karışabilir. Kokusu yoktur.
Gliserin ağızdan alındığı zaman, bağırsakları yumuşatıp müshil gibi tesir eder safra akmasını kolaylaştırır. Onun için peklik hallerinde ve safra yolları hastalıklarında iyi bir ilâçtır.
Bundan başka, böbrek taşlarında ve sidik yolu hastalıklarında da faydalıdır.
İçine gliserin konarak hazırlanan lavinanlarla bağırsakları kolayca boşaltmak ve pekliği ortadan kaldırmak mümkün olur.
Dışarıdan kullanıldığı zaman deri üze -rinde hâsıl olan çatlaklarda, birçok deri hastalığında gayet iyi gelir.
Soğuk ve başka faktörler tesiri ile ellerde hâsıl olan çatlaklar, açı yapmaları, ellerin derisini bozmaları itibari ile, pek ziyade, can sıkıcıdırlar. Bu gibi hallerde bir kısım limon suyuna, bir kısım kolonya suyu ve ayni miktar gliserin karıştırılarak, yapılan ilâç ellere sürülecek olursa, az zamanda, deriyi yumuşatır ve ellerdeki çatlakları, kolayca, izale eder. Evlerde türlü ev işleri ile uğraşırken elleri çatlayan kadınlar, gliserinle yapılan bu güzel ev ilâcından, pek ziyade, fayda görürler. Gliserin ağızdan alınmak suretile kullanılırken günde (20-60) gram kadar alınabilir. Daha fazla alınırsa sürgün yapar, dışarıdan lavman suretile kullanıldığı zaman, yerine göre, lavman suyunun içine (10) gramdan (30) grama kadar gliserin katılabilir. Gliserin zehirsiz, zararsız bir ilâçtır.
Evlerimizdeki ufak eczanelerde her zaman bulundurulması büyük faydalar temin eder.

Bu makale için etiketler:

(Mercure)

Saf cıva, madenî gümüş gibi parlak, ağır ve akıcı bir cisimdir. Sudan, on üç buçuk defa, daha ağırdır. Çok soğuk derecelere kadar donmadan dayanır. Kolay kolay donup katılaşmaz. Bunun içindir ki, cıva (Termometre) denilen ve sıcaklığı ölçen âletlerin yapılmasında kullanılır.

Cıva, hekimlikte eskiden beri tanınmış ve ilâç olarak kullanılmış bir maddedir. Bundan merhemler, yakılar yapılmıştır. Cıvanın mikropları öldürme kudreti fazladır. Hekimlikte kullanılması bu hassası üzerinedir.
Cıvanın madenî olan şekli hekimlikte o kadar kullanılmaz. Fakat cıva familyasından olan – yani terkiplerinde cıva bulunan – birçok ilâç vardır. İşte bunlar hekimlikte her zaman ve türlü şekiller altında kullanılırlar. (Süblime), (calomel), (Oxycyanure de mercure) denilen ilaçlar bunlar arasındadır.

Her ne ad ve biçimde olursa olsun, içinde cıva olan her ilâç çok zehirlidir. Onun için bu ilâçlar, eczanelerde özel ve ayrı dolaplarda, kilitlenip saklanırlar. Cıvalı ilâçlar, mikrop öldürmek hassalarından dolayı, birçok hastalıkta içeriden veya dışarıdan kullanılırlar.

Frengi mikrobu, cıvalı ilâçlardan çok müteessir olur. Onun için frengi tedavisinde cıva özel bir ilâç olarak eskiden beri tanınmış, eski hekimler cıva merhemleri, cıva hapları, cıva tütsüleri ile frengili hastaları tedavi etmişlerdir.

Bugün de frengi tedavisinde bazı cıva mürekkeplerinden faydalanılmaktadır. Cıvalı ilâçlar, frengiden başka, bazı göz hastalıklarında, bazı iç hastalıklarında da kullanılırlar. Bunlardan yapılan merhemler, bazı deri hastalıklarında, bit gibi bazı parazitlerin öldürülmesinde işe yararlar. Cıvalı ilâçlar, çok zehirli oldukları için, her ne şekilde olursa olsun, bunların alınması ve kullanılması hekim reçetesi, hekim tavsiyesi ve hekim kontrolü ile yapılacaktır. Çünkü çok tehlikeli ilâçlardır.

Cıva ile zehirlenenlerin dişleri bozulur. Ağızlarında, dillerinde, diş etlerinde iltihaplar olur. Cıva böbrekleri bozar, harap eder. Bu tesir altında insanı ölüme sürükler

Bu makale için etiketler:

Kırıldığı zaman beyaz, süt gibi bir su akar. Yaprakları ilkbaharda toplanıp kurutulur. Kökünü sonbaharda çıkanp almak lazım gelir.
Bu nebat insanlar için hem gıda, hem “de devadır. Çünkü bazı memleketlerde bu nebatı salata gibi, çiğ olarak hazırlayıp yerler ve çok severler.
Bu nebatın terkibinde (Tarakine) adında acı bir madde vardır. (60-100) miktarındaki kök, bir litre suda, on dakika, kaynatılıp üç hafta müddetle, bundan sabah, akşam birer kahve fincanı içilirse vücuda kuvvet verir. Sidiği söktürür. Sidik torbasındaki iltihapları ortadan kaldırır.
Taze sürgünlerin kırılması ile elde edilen süt gibi usaresi, dişleri temizler ve dişlerin dibinde toplanan kirleri izale eder.
Kaynamış bir bardak süt içine, bu nebatın yapraklarından , bir miktar konarak pişirilir ve içilirse göğsü yumuşatır. Öksürüklere pek iyi gelir.

(25) gram aslan dişi kökü, bir avuç mercimek ve (10) gram meşe kabuğu’bir litre suya konup, yirmi dakika kadar, kaynatılır. Bundan sabah aç karnına ve akşam yatmadan önce birer fincan içilirse, kalın barsak iltihabından hâsıl olan kanlı, balgamlı sürgünlerde (ishallere) iyi gelmektedir. Eski hekimler, bu nebatı emzikli kadınların sütünü ziyadeleştirici gibi de kullanmışlardır. Böbrek, safra taşları ve sarılık için de faydalı bir ilâç olarak eskiden çok kullanılmıştır.

(Benjoin officinal)
Asepsiye en ziyade ameliyatlarda ve cerrahlıkta lüzum vardır.
Asilbend bir ağacın kokulu usaresidir. Bu ağaç Cava ve Borneo taraflarında yetişir. Yaprakları uzunca, yuvarlak, altları tüylü, çiçeklerinin dışı beyaz, içi kırmızı, meyvesi da kırmızıdır. Zamanında bu ağacın gövdesine yarıklar yapılır. Buradan (Asilbend) dediğimiz usare akar ve havada kuruyup donar. Bu usarenin içinde güzel kokulu esanslar ve daha başka tesirli, şifalı maddeler vardır.
Aselbendi alkol vesaire bir takım maddelerle karıştırıp hekimlikte türlü şekillerde ilaçlar yaparlar. Kokusu dolayısı ile mikropları öldürmek, üremelerine mâni olmak hassalarım haizdir. Bundan başka süreğen (müzmin) göğüs nezlelerinde yumuşatıcı ve balgam söktürücü olarak tesir eder.
Alkol ile yapılan, hülasaları merhemlerin ve kremlerin terkibine girerek meme çatlaklarında, donuklarda, deri hastalıklarının birçoğunda faydalı olur.
Eczanelerde, içinde asilbend bulunan, türlü ilâçlar vardır ki, bunlar ancak hekimin reçetesi ve eczacının hazırlaması ile kullanılabilecek olan tertiplerdir.

(Acide borique)
Hekimlikte ve halk arasında çok tanınmış olan ilaçlardan birisidir.
Asidborik beyaz bir tozdur. Parlak pullar halinde de bulunur. Kokusu yoktur. Lezzeti gayet hafif ekşidir. Suda çok erimez. Bir litre sıcak suda ancak (40) gram kadar Asidborik eritmek kabildir. Bu su hafifçe mikrop öldürme kudretindedir. Tatbik edildiği yerde tahriş , yapmaz. Onun için bazı göz hastalıklarında göz banyosu; kulak, boğaz hastalıklarında gargara ve kulak yıkanması için, sidik torbası iltihaplarında ise lavaj suyu olarak çok kullanılır.

(100) gram vazelin içerisine (10) gram asidborik karıştırılarak yapılan merhem (Asidborik merhemi) yaralar, yanıklar, egzama, çakma, er genlik., gibi deri hastalıklarında, el ve yüz çatlaklıklarında, yumuşatıcı, güzel bir merhemdir.

Asidborikli gaz bezleri yara pansumanlarında kullanılır. (0,20) gram (Menthol), (20) gram Asidborikle karıştırılırsa güzel kokulu bir nezle enfiyesi olur. Bu enfiyeden birer parça buruna çekmek nezleye pek iyi gelir. Çünkü hem Menthol, hem de Asidborik, her ikisi de, mikropları öldürmek hassasını haizdirler.
(Bu nezle enfiyesini, kokusunun çabuk kaçamaması için, kapağı iyi kapanmış kutular içinde saklamak lazımdır.)

Bu makale için etiketler:

(Asepsle)
Bir yerdeki mikropların bulunmasına, üremesine yaşamasına mani olarak, tedaviyi mikropların faaliyetine meydan vermeden yapmak . için lüzumlu olan usullerin bütününe Asepsi denir.
Asepsi en çok ameliyatlarda ameliyat yerinin, ameliyat aletlerinin ve pansuman takımlarının mikroplardan temizlenmesi şeklinde tatbik olunur.
Hekimlikte Asepsi bazı ilâçlar, bazı fizik ve kimya usulleri ile temin olunur.
Asepsiye, en ziyade, ameliyat işlerinde ve cerrahlıkta lüzum vardır.

Bu makale için etiketler:

(Antisepsie)
Mikroplara ve mikroptan ileri gelen hastalık ve iltihaplara karşı korunmak için yapılan tedbirlere (antisepsi) ve bu işi yapmağa yarayan ilaç ve maddelere (Antiseptik) derler.
Antisepsi gerek vücudun dışındaki ve gerekse vücudun dışı ile ilgili olan ağız, gırtlak, burun, barsak, sidik torbası, kulaklar ve gözler gibi boşluklardaki azgın mikropları tahrip etmek sureti ile yapılır. Ayni zamanda, oynak yerlere (mafsallara) nüfuz ederek içerideki tehlikeli mikropları yok etmek ile de yapılabilir.
Dış antisepsi için alkol, asitborik, asidfenik, süblime ve daha başka cıva mürekkepleri, cehennem taşı, oksijenli su, göz taşı, iyod. Thymol, Permanganate de potasse, iodoform, sulfamid, kireç kaymağı… gibi bir sürü ilaçların mahlülleri kullanılır. Bu ilaçların çoğu zehirli olduğu için, mikropları öldüreyim derken, vücudu zarar vermemek için bunları dikkatle ve hekimin tavsiyesine göre kullanmalıdır.
Salol, Naphtol, cıva mürekkepleri gibi antiseptikler gayet az ve hafif dozlar şeklinde iç antisepsisi için kullanılabilirler. Fakat mikropların antiseptiklere karşı dayanma kabiliyetleri değişiktir. Alınacak netice buna göre ölçülür.

Mesela: süblime mikroplara karşı, en tesirli bir maddedir. Çünkü (on binde bir mahlülü) bile aşağı yukarı bütün mikropların üremelerini durdurtur. Bundan sonra, kudret itibari ile, öteki cıva mürekkepleri, cehennem taşı, permanganate de potasse ve Asidfenik gelirler. Asitborik ise daha az tesirlidir.

Bu makale için etiketler:

(Ammoniaque)
Amonyak aslında gaz halinde bulunan bir cisimdir. Fakat hekimlikte kullanılan amonyak, bu, gazın suda eritilmiş bir mahlulüdür.
Şu halde kullanılmakta olan amonyak, (yüzde on) veya (yüzde yirmi) nispetinde bu gazı havi, boğucu, keskin kokulu bir sudur.
Az koklandığı zaman beyinde uyanıklık hâsıl ettiği için, baygınları ve sarhoşları ayıltmakta ve baş ağrılarını gidermekte, koklamak sureti ile, kullanılmıştır.
Eğer çok koklanırsa, şiddetli tahriş yapan bir gaz olduğu için, tahammül edilemez. Nefes boruların tahriş eder. Gözleri yaşartır. İnsana fenalık verir.
Daha çok koklanmakta ısrar olunursa kan tükürmeye bile sebep olur. O kadar tehlikelidir. Amonyaklı su, arı, böcek, akrep sokmaları gibi kazalarda sokulan yere sürülür ve bununla pansuman yapılırsa iyi tesir eder.
Bunu yaparken dikkat edilecek nokta şudur: Pansuman yapmak için amonyaklı suyu birkaç misli temiz, adi su ile ve inbik suyu ile sulandırmalıdır. Kesif mahlulü deriyi tahriş edip yaralar açılmasına sebep olabilir.

Bu makale için etiketler:

(Alcool)
İçinde şeker bulunan organik (uzvi) bir sıvının (bir mayiin), bazı mayaların tesiri ile, fermantasyona uğramasından hasıl olan bir maddedir. Meyvelerin suları inbikten çekilerek alkol elde edilir. Bildiğimiz alkol (Alkol etilik) tir.
Bundan başka alkolün (Alkol metilik), (Alkol, amilik), (Alkol propilik), (Alkol bütirik) gibi çeşitleri vardır ki, bütün bunlar pek zehirli maddelerdir.
Alkol, berrak, renksiz, yakıcı lezzette bir sıvı (mayi) dir.
İçinde hiç suyu olmayan alkole (Mutlak Alkol) derler.
Hekimlikte en çok kullanılan alkol (95-96) derecelik olandır.
Alkol ağızdan alındığı zaman, baştan, sinir sistemini, kalbi, akciğerleri ve kasları (adaleleri tenbih eder. Sonra bu yanıklık yerine, bütün vücuda, bir düşkünlük gelir. Vücutta hasıl olan bu haller, alman alkolün şekline, miktarına göre, az veya çok olurlar. Yüksek ve çok miktarda alkol alarak birdenbire zehirlenen ve ölen insanlar vardır. Çünkü çok miktardaki alkol sinir sisteminin soğancık. (basala) denilen kısmına tesir ederek, buradaki kalp ve teneffüs merkezlerini felce uğratmak sureti ile, ölümü davet eder.
Alkolün, vücutta yandıktan sonra, az çok, bir kalori hasıl etmesi bu maddenin bir.gıda olabileceğine dair, fikirler doğurmuşsa da alkolün vücudun bütün hücre ve nesiclerine ve sinir sistemine büyük zararlar verebilecek bir zehir olduğu muhakkaktır.
Onun için alkol, bugünkü hekimlikte, ancak ilaç olarak, muayyen miktarlarda, kullanılmasına müsaade olunabilecek olan bir maddedir.
Hastalarda, ağızdan verilmek suretile, kullanılacak alkol şarap, konyak, şampanya, bira., gibi şekillerdedir. Yahut içine saf alkol koymak sureti ile tertip edilen ilâçlarla verilir. Bir takım hastalıklarda alkol, sulandırılarak, şırınga tarzında da kullanılabilir. Zatürrie, tifo, tifüs, yılancık… gibi ağır ve ateşli hastalıklarda, zayıflayıp düşkünleşen hastanın kalp ve damarlarını kuvvetlendirmek için, alkol ağızdan verilmek sureti ile kullanılır. Bu gibi hallerde hastaya günde (10) gramdan (40) grama kadar alkol verilirse çok faydası görülür.
Hekimler bu alkolü şaraplı limonatalar, konyaklı ilâçlar veya sulandırılmış şampanya halinde verirler.
Alkol iyi bir mikrop öldürücüdür. Bundan dolayı bazı yaralar, çıbanlar ve deri üzerinde cerahat mikroplarından ileri gelen iltihaplar, alkol ile temizlenmek, yahut alkol pansumanı yapılmak sureti ile çabuk iyi olurlar.
Saf alkol, mikroplar üzerine, sulu alkolden daha az tesirlidir Onun için alkol pansunnında sulandırılmış alkol kullanmak lazımdır.
Evlerde bir yaranın, bir çıbanın, bir dolamanın üzerine alkol pansumanı yapmak lâzım geldiği zaman, temiz bir gaz bezi sulu alkol ile ıslatılır. İltihaplı derinin üstüne konur. Bunun üzeri de bir muşamba parçası ve bir tabaka pamuk ile kapatılıp sargı ile sarılır.
Alkol pansumanı evlerde çok lâzım olur. Ele, parmaklara iğne, firkete, çakı, makas… batmak, yahut bunlarla yaralanmak, ayaklara kundura vurmak gibi hallerde deri üzerinde hâsıl olan sıyrıklardan içeriye giren mikroplar, deri içinde veya deri altında, bir iltihap yaparlar. Başlangıçta iltihabı yerlerde ağrı ve kırmızılık olur. Sonra, zamanla, burada cerahat toplanıp bir abse husule gelir. İşte, iltihabın yalnız kırmızılıkla kendisini gösterdiği ilk zamanlarda derhal alkol pansumanı yapılacak olursa, alkol, iltihabı çabucak dağıtır. Bu suretle iltihabın ilerlemesine, cerahat ve abse hasıl olmasının önüne geçilmiş olur Parmaklarda çıkan ve evlerde çok görülen dolamalarda, başlangıçta vakit geçirmeden, alkol pansumanı yapılırsa, cerahat husulüne meydan kalmadan, dolama Alkol pansımanı yapıldığı halde bir haftada zail olmayan ve cerahatlenen iltihapların hekim tarafından, ufak bir ameliye ile, açılması, toplanan cerahatin dışarıya çıkarılması lazım gelir.
Evlerde ara sıra hasıl olan sinirlenme ve bayılma hallerinde hastanın vücuduna alkollü bir su ile friksiyon yapılırsa hastaları etnbih eder. Ferahlık verir. Hastaların çabucak iyileşmelerine yardım eder

Bu makale için etiketler:

(Albümine)
Albümin, vücuda en lüzumlu olan maddelerden birisidir. Vücuttaki hücrelerin temel taşım teşkil eder. Her gün aldığımız gıdalar, yiyecekler içinde en mühim besleyici ve yapıcı madde albümindir. Beslenmede vücudun albümine ihtiyacı birinci derecededir.
Böbrek hastalıklarının çoğunda sidikte bulunur
Albüminin en güzel örneği yumurtanın akıdır.
Yumurta akı, şeffaf. parlak, akıcı bir maddedir. (70) santigrat derecesinden yukarı sıcaklıklara maruz kaldığı zaman, yumurta akı pıhtılaşır sıcaklıktan başka bir takım ilaçlarla da onu pıhtılaştırmak mümkündür. Onun içindir ki, böyle albümini pıhtılaştırıcı ilâçlar (cıva, bakır… gibi) tesirli maddelerle zehirlenmeler olduğu zaman, hemen bir yumurta akını bir bardak temiz suda çalkalayarak hastaya içirirler. İçilen zehir bu albümini pıhtılaştırır. Bu sayede o maddenin zehirlilik tesiri azalır veya ortadan kalkar.
Sağlam bir insanın sidiğinde (idrarında) Albümin yoktur. Fakat böbrek hastalıklarının bir çoğu sidikten Albümin çıkmasına sebep olurlar. Sidikten Albümin çıkması böbrekte bir hastalık olduğunu gösteren en mühim delillerden olduğu için hekimlikte böbrek bozukluklarından şüphe edildiği zaman, sidik tahlil edilir. Bu tahlil sırasında aranan marazı maddeler arasında albümin başta gelir. Albümin bulunursa miktarı da tayin edilir. Bu tahlilden alınacak sonuca göre, böbreğin bozukluk derecesi tayin olunur.

SAYFA 1 12345»...Son »
Hist Top  blogs