Yeşil çayın, kanser hastalığının tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçlarının etkilerini azalttığı ve ilacın etkisini ise artırdığı belirlendi.

ABD’den Emory Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Küçük ile Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Doğukan ve Veteriner Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kazım Şahin tarafından yürütülen bir araştırma kapsamında, yeşil çay, kemoterapi ilacı verilen ve böbrek hastalığı oluşturulan ratlarda (büyük sıçan) denendi.

Prof. Dr. Kazım Şahin, AA’ya yaptığı açıklamada, kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ilaçlarının oksidatif stres gibi bilinen birçok yan etkisi olduğunu belirterek, ratlarda denenen yeşil çayın, bu yan etkileri azalttığını saptadıklarını bildirdi.

Deneyde kullanılan ve böbrek rahatsızlığı oluşturulan ratlara, 2 hafta süreyle kemoterapi ilacı ile birlikte yeşil çaydan elde edilen “Epigallocatechin-3-gallate” maddesini verdiklerini anlatan Prof. Dr. Şahin, bu ratların, yeşil çay verilmeyen kontrol gurubundaki ratlarla karşılaştırmasını yaptıklarını belirterek, şunları kaydetti:

“Kemoterapi ilaçları kontrolsüz çoğalan kanser hücrelerine etki ederken aynı şekilde vücudumuzdaki fonksiyonların devamı için aşırı çoğalan normal canlı vücut hücreleri üzerine de etki ederler. Bu da normal hücrelerin zarar görmesine ve yan etkilerinin ortaya çıkmasına neden olur. İşte bizim ratlar üzerinde yaptığımız çalışmada bu yan etkinin yeşil çay ile azaltılabileceğini tespit ettik. Yeşil çay verilmeyen ratlarda kemoterapi ilaçlarının bilinen birçok yan etkisi ortaya çıkarken, yeşil çayda bulunan ’Epigallocatechin-3-gallate’’ maddesini verdiğimiz ratlarda kemoterapi ilacının olumsuz etkisinin azaldığı, kemoterapi ilacının etkisini ise olumlu yönde artırdığını saptadık.”

Prof. Dr. Şahin, araştırma sonucunda elde edilen bulguların kanser hastaları için büyük önem taşıdığını ifade ederek, “Yeşil çayın antikanserojen bir özelliğe sahip olduğu biliniyordu. Bizim araştırmamızda hangi mekanizma ile etkili olduğunu ortaya koyduk. Bundan sonra kemoterapi ilacı alan kanser hastalarına yeşil çaydaki ’Epigallocatechin-3-gallate’ maddesi de verilerek hastalığın yan etkileri azaltmak mümkün olacak” diye konuştu.

Bu makale için etiketler:

Saf Arı sütü “Gençlik İksiri”, “Hayat İksiri”, gibi tanımlamalarla yüzyıla yakın zamandır bilinmektedir. Ancak yakın geçmişte besleyicilik üstünlüğünün yanında içerdiği hayatsal değerleri de bilimsel çalışmalar sonucu başta ABD ve Uzakdoğu olmak üzere bir çok ülkede saptanarak yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.

Arı Sütü Nedir ?
Arısütü; 5-15 günlük yaştaki işçi balarılarının, kraliçe arıyı beslemek için salgıladıkları, hammaddesi çiçek balözleri, çiçek poleni ve balarılarının enzimlerinden oluşan sedef görünümünde, peltemsi, organik asit karakterinde, %100 doğal, yüksek oranda hayati vitaminler, enzimler, mineraller, proteinler ve aminoasitler taşıyan yüksek besin değerli bir balarısı ürünüdür.

Gençliğin Sırrı Onda…
İşçi arılar 2-3 ay yaşarken kraliçe arı beslendiği arı sütü sayesinde ortalama 6 yıl yaşar. Ana arıların özel olarak arısütü ile beslenerek aynı genetik yapıya sahip işçi arılardan farklı yapısal özellikler göstermesi, çok daha uzun süre yaşaması: İnsanlar üzerinde de benzer etkiler gösterebileceği görüşü dünden bugüne bu ürünü çok çekici bir duruma getirmiştir.

Arı Sütünün Faydaları Nelerdir ?
Arı Sütü çocukların bedensel ve zihinsel gelişimlerine hamileliğin ilk dönemlerinden itibaren önemli ve doğal bir katkıdır. Hastalıkla savaşanlar için önemli bir destek olan, sporcular ve egzersiz yapanlar için vazgeçilmez gıda ve doğal doping ve sayısız faydası bulunan arı sütü ve arı ürünlerinin tekil ve beraber kullanımlarıyla ortaya çıkan sayısız yararlardan bazıları şöyledir:

Bağışıklık Sistemi…
Bilim adamları, arı sütünün bağışıklığı kuvvetlendirici belirgin etkilerini ispatlamışlardır. Arı Sütü, Polen ve Propolisin ideal doz ve kullanım şekilleriyle, kalp-damar, sindirim, sinir ve savunma sistemleri güçlenir ve bünye hastalıklara karşı önemli oranda direnç kazanır.

Kemoterapiden Sonra Arı Sütü…
Arı sütü kanserle savaşımda “alternatif tıp” ın vazgeçilmezlerindendir. Tümör oluşumu ve büyümesini yavaşlattığı öne sürülen arı sütünün, kemoterapi ve radyoterapi uygulamalarının iç organlar üzerindeki yan etkilerini tolere ettiği anlaşılmıştır. Hastalar hızlı toparlanır ve hastalığa karşı güç bulur.

Kan Üretimini Artırır…
Anemi (kansızlık) ve ağır kan kayıplarında organizmanın yeterli kan üretimini sağlar. Hastalıkların ve ameliyatların iyileşme dönemlerinin çabuklaştırılması ile zaafiyetlerde, nekahat dönemlerinde vücudun gıda rejimini desteklemek amacıyla kullanılmaktadır.

Doğurganlıkta Artış…
Özellikle Kuzey Amerika ve Avrupa ülkelerinde pek çok kaynakta düzenli arı sütü ve polen kullanımıyla gebelik şansının yükseldiği belirtilmiştir. Kadında doğurganlığı, erkekte ise sperm kalitesini artırır…

Fırat Üniversitesi’nde gerçekleştirilen gebelik konulu araştırma sonuçlarına göre sperm sayı ve kalitesi arı sütü kullanımıyla belirgin artış göstererek gebelik ihtimali buna bağlı olarak artmaktadır. Ayrıca, arı sütünün gelişme ve büyümeyi hızlandırıcı, hormonal düzenleyici ve cinsel gücü arttırıcı olarak da kullanıldığına dikkat çeken araştırma tüm bu içeriğiyle arı ürünlerinin gebelik amaçlı kullanımına işaret etmektedir.

Sara Nöbetlerinde Azalma…
Sara (Epilepsi) hastaları için şifa kaynağıdır. Düzenli kullanıcıların tanıklıklarında, düzenli arı sütü ve polen kullanımında nöbetlerin hafifleştiği va nöbet aralarının açıldığı hatta aylarca nöbet görmeme durumlarına ulaşıldığı çeşitli kaynaklarda ifade edilmiştir

Şeker Hastalığında İnsülin Kullanımını Azaltıyor
Diabetlerin (şeker hastalarının), düzenli arı sütü almaları halinde, insülin kullanımını yarı yarıya oranlara kadar azaltabildikleri gözlenmiştir. Tip II Diabetler ise kan şekerini düşüren özelliğinden yararlanarak ilaç kullanımını azaltabilmektedirler. Böylece, tamamen doğal arı sütünün insulin etkisinden yararlanılarak, karaciğer daha az yıpratılmış olmakta ve arı sütünün sayısız diğer yararlarından faydalanılmaktadır.

Parkinson ve Alzheimer Hastalarında Olumlu Etki
Unutkanlık, Parkinson, Alzheimer ve benzeri diğer sinir sistemi hastalıklarına deva olan acetylcholine maddesi ve phospho – lipids’ler bakımından arı sütü zengin içeriklidir. Buna ek olarak, arı sütü ve polen içeriklerinde yine zengin oranlarda bulunan doğal hormonlar, mineraller, B-Kompleks vitaminleri, folik asit ve bazı yağ asitleri de özellikle beyin ve sinir sistemi başta olmak üzere, beden genelinde olumlu ve şifalı etkiler gösterirler.

Yaşlılıkta, arı sütü hücre yenilenmesini tetikler. Böylece yaşlanma etkilerinin önüne geçerek, uzun ve sağlıklı bir gençliğin sürdürülmesine yol açar.

Migren ve Regl Ağrılarını Azaltıyor…
Migren ve bayanların regl dönemlerinde ağrıyı azaltıp dindiren özellikleriyle arı sütü ve propolis etkin ve doğal çözümler sunuyor.

Sırt ve Ayak Ağrılarına İyi Geliyor
Arı sütü, siyatik, lumbago ve disk rahatsızlıklarına faydalıdır. Kasları gevşeterek, yorgunluğu azaltıyor ve bu sayede kişin kendini daha zinde hissediyor. İçinde bulunan echinacea ve hydroxydecanoic asitin bu tür sorunlara çok iyi geldiği araştırmalar ışığında tespit edilmiş.

Arı Sütüyle Stresden Uzak Bir Yaşam…
Ayrıca Arı sütü ve polenin güçlü antidepresan özellikleri de keşfedilmiştir. Anksiyete ve yoğun stres şikayetleri olanlara tamamen doğal ve yan-etkisiz çözümler içerir.

Şehir yaşamının yan etkilerinden olan kronik yorgunluk, halsizlik, isteksizlik gibi sorunlara arı sütü ve polen yaygın olarak denenmiş çözümlerdir.

Fiziksel ya da zihinsel yoğun mesai yapanlara arı sütü ve polen iş-antreman öncesi kullanımlarda metabolik motivasyon ve yüksek performans sağlar, bedensel-zihinsel aktivite sonrası kullanımlarda ise dinlendirici ve dinginlik vericidir.

Arı Sütü Kemik Erimesine Karşı…
Japonya Nagasaki Üniversitesi’nde gerçekleştirilmiş olan bir çalışmada arı sütünün kemik dokusunu geliştirici ve destekleyici etkisi araştırılmıştır. Sadece arı sütü verilen deneklerde kemik yoğunluğunda % 85 oranında artış saptanmıştır. Araştırmada arı sütünün bağırsaktan kalsiyum emilimini artırdığı ortaya konmuştur. Yine Japonya’da yapılmış başka bir araştırma ise hücre kültürü ortamında arı sütünün kemik yapımında görevli osteoblast hücreleri üzerinde etkili olarak kemik yapımı için gerekli tip 1 kollajen ve benzeri maddelerin sentezini uyardığını göstermiştir. Kemik erimisine karşı arı sütüyle birlikte kalsiyum değeri yüksek besinler ya da doğrudan kalsiyum ve magnezyum içeren destekler alınması önerilir.

Kolestrolü Düşürüyor, Tansiyonu Dengeliyor
Üniversitelerde bilim adamlarınca yapılan araştırmalarda saf arı sütü kullanımının kolestrol’de % 14 civarında ve trigliseridlerde ise % 38’e kadar düşüşlere yol açtığı tesbit edilmiştir. Ayrıca, kroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alanlarda önemli üstünlük gözlenmiştir. Yani mevcut kolesterol’ün kalp-damar ve karaciğer üzerindeki zararlarını tolere ettiği de saptanmıştır. Arı sütü yanında propolis de kan değerlerinin iyileşmesinde etkindir.

Kullanıma başlandıktan çok kısa bir sürede kullanıcının kalp damar sisteminde dengeleyici yönüyle etkin olan arı sütü damar tıkanıklığına da iyi geldiği tespit edilmiştir. Damarların iç çeperini açar, kanı inceltir, böylece kan akışını tüm kılcal damarlara kadar ulaşmasında rol oynar.

Menapoz ve Andropoz Döneminde Şikayetleri Azaltır
Arı sütü, Kadınlarda Regl ve Menopoz dönemlerinde ve erkeklerde ise Andropoz döneminde bünyeyi destekler. Bir dizi araştırma sonuçlarının derlendiği bir bilimsel makalede de arı sütünün kadınlarda menopoz sonrası şikayetleri azaltıcı etkisi olduğu belirtilmiş ve yumurtalıkları ameliyatla çıkarılmış deney hayvanlarında yapılmış bir araştırmada arı sütünün bu etkisinin östrojen benzeri maddeler salgılatmak yoluyla gerçekleştirdiği anlatılmaktadır. Erkeklerde ise testerasyon hormonunun salgılanması şeklinde paralel etki kendini gösterir.

Tiroid Bezine Yarar Sağlıyor
Tiroid bezinin önemli bir otoimmun hastalığı olan Graves Hastalığı’nda otoimmun antikorları baskılayarak düzenleyici görev yapabileceği belirtilen arı sütünün, tiroid beziyle ilgili pek çok sorunda çözüme yardımcı olabileceği bildirilmiştir

İltihabi Tüm Hastalıklara İyi Geliyor
Eklem-Mafsal İltihabı (Arterit), Romatizma ağrıları, çeşitli iltihabi hastalıklar, karaciğer yağlanması ve eklem hastalıklarında yararlıdır. Arı sütünün çeşitli iltihabi hastalıklarda başarı ile kullanılabileceğini destekleyen bir çalışma da Bulgaristan’da yapılmıştır.

125 iltihabi hastalık üzerinde yapılan araştırmada arı sütünün organizmada immino-biyolojik aktiviteyi arttırarak hastalığın önlenebileceği sonucuna varılmıştır. Propolis de iltihabi tüm hastalık ve enfeksiyonlarda ilaç tedavisine ek önemli bir deva kaynağıdır.

Ülser ve Kolit Gibi Mide ve Bağırsak Hastalıklarında…
Kolit, ülser ve gastrit gibi mide ve bağırsak sistemine ait hastalıklara iyi geldiği tespit edilmiştir.

Böbrek ve Karaciğer Hastalıklarında…
Böbrek ve idrar yolu hastalıklarına da iyi gelen arı sütünün karaciğerin fonksiyonlarını tam olarak yerine getiremediği durumlarda ve alerjik rahatsızlıklara iyi geliyor.

Gebeliğin Sağlıklı Geçmesini Sağlıyor
Hamilelerde gebeliğin sağlıklı geçmesinde, fetusun ve annenin sağlıklı beslenerek zararlı etkilerden korunmasında büyük rol oynuyor. Bebeklerin çabuk ve sağlıklı gelişerek ruh ve beden bütünlüğünün sağlanmasında önemli faydalar sağlıyor.

Emziren Annelerin Sütünü Arttırıyor
Emziren annelerin sütünü arttırarak bebeğin daha sağlıklı olmasını sağlıyor.

Rejim Yapanlar İçin İdeal…
Zayıflama rejimlerinde dengeli bir beslenme temin ederek vücut direncini arttırmada kullanılabilmektedir.

Sigaranın Olumsuz Etkilerini Azaltıyor
Bronşiyal Astım, allerji, nefes darlığı ve sigaraya bağlı soluk alma zorluğu yaşayanlara arı sütü deva olur. Astım sorunu yaşayan kullanıcılardan kısa sürede ürünün olumlu etkisiyle yanıt alınmaktadır.

Cildi Gençleştirir, Parlaklaştırır, Işıldamasını Sağlar
Kırışıklara, deri hastalıkları ve sorunlarına, sivilceye deva olan arı sütü ve propolis cilde gençlik veren ve deri nemini ve parlaklığını koruyan etkiler gösterir.. Bu sonuçlar için ten üzerine doğrudan propolis-bal uygulaması, deri üzerine küçük miktarlarda arı sütü uygulaması ve bu iki ürünün ağız yoluyla alımı önerilir.

Saçlarınız Dökülmüyor…
Kullanılan şampuana % 3-5 oranında katılıp düzenli ve günlük kullanımında saç dökülmesini % 80 oranında azalttığı iddia ediliyor.

Arı Sütü Nasıl Kullanılır ?
Arısütüne metal kaşık ile temasından kaçınılmalıdır. Onun yerine plastik ya da tahta bir tatlı kaşığı ile ağza alınıp, dil altına konulur, yaklaşık 5 saniye bekletilir ve sonra yutulur. Tüketim aç karnına yapılmalı ve en az 10 dakika geçmeden üzerine birşey yenilmemelidir. Ayrıca arı sütünü güneş ışığına maruz bırakmayınız.

Arı Sütünü Kimler Kullanabilir ?
Arısütü bilimsel gramajlar dahilinde; bünyenin yaşına, sağlık derecesine, varsa hastalığın ağırlığına veya istenilen rahatsızlık derecesine göre; dozajına uygun kullanıldığı takdirde doktora danışarak herkes tarafından kullanılabilir.

Bu makale için etiketler:

Atatürk Üniversitesi (AÜ) Fen Fakültesi Kimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlhami Gülçin, ısırgan otunun ülseri önlediğini, yaraları iyileştirdiğini, dirençli mikroorganizmaların yayılmalarınını bile engellediğini ve ağrı kesici özelliğinin olduğunu, yaptığı çalışmayla bilimsel olarak kanıtladığını söyledi.

Gülçin, yaptığı açıklamada, ısırgan otunun çeşitli faydalarının olduğunu ancak bunların çoğunun bilimsel olarak ispatlanıp, bir yerde toplanmadığını dile getirdi.

Isırgan otu üzerine Türkiye’de yapılan çalışmaların çok ses getirmesine rağmen bunların bir veriye dönüştürülemediğini, hep kağıt üzerinde kaldığını savunan Gülçin, ’’Ben de doktora tezimde tüm bu çalışmaların derlenmesiyle birlikte ısırgan otu üzerine bilimsel bir çalışma yaptım. 5 yıl süren doktora çalışmamda, ısırgan otunun bazı faydalarını, özellikle bilimsel olarak ispatladım’’ dedi.

Çalışmalarında, ısırgan otunun antioksidan aktivite, anti-mikrobiyal aktivite, radikal giderme, ülser giderici (anti-ülser) ve ağrı kesici aktiviteler üzerinde durduklarını anlatan Gülçin, daha sonra geniş kapsamlı bir çalışma yaptıklarını ve bu çalışmayı gerçekleştirirken farmakologların deneyimlerinden de yararlandıklarını vurguladı.

Isırgan otunun mükemmel, sağlık açısından önemli bir bitki olduğunu ifade eden Gülçin, ısırgan otunun Anadolu kültüründe de bol miktarda kullanıldığını belirtti.

Isırgan otunun çok dirençli mikropların bile yayılmasını engellediğini ileri süren Gülçin, şunları kaydetti:

’’Bizim yapmış olduğumuz bu çalışmada ısırgan otunun antioksidan etkisi yanında, mikroplara karşı öldürücü etkisi ve ülsere iyi geldiğini tespit ettik. Ülser yapılmış farelere ısırgan otu özütünü oral olarak verdik. Bunun sonucunda ülser hastası farelerin iyileştiğini gözlemledik. Böylece ısırgan otunun ülser hastalığına iyi geldiğini tespit ettik. Ülseri yüzde 68 oranında engellediğini ispatladık.’’

Ağrı Kesici Özelliği Fazla Bilinmiyor
Yaptığı çalışmada, ısırgan otunun ağrı kesici özelliğini ortaya koyan Gülçin, ’’Çalışmamızda, ısırgan otunun ağrı kesici özelliği olduğunu kanıtladık. Deney hayvanları üzerinde yapılan diğer bir çalışmada kuvvetli bir ağrı kesici olarak ağrıyı yüzde 62 oranında engellediği belirlendik. Isırgan otunun ağrı kesici özelliği halk arasında fazla bilinmemekte’’ şeklinde konuştu.

Yaraları İyileştirmek İçin…
’’Kullanmamız gereken ısırgan otunu diğerlerinden ayırt etmek için elimizi vurduğumuzda acı hissettiğimiz ısırgan otu, bizim aradığımız ısırgan otudur’’ diyen Gülçin, ısırgan otunun çok sayıda hastalığa iyi geldiğini belirterek, şöyle devam etti:

’’Yaptığımız çalışmada, ısırgan otunun ülseri önlediğini, yaraları iyileştirdiğini, çok dirençli mikroorganizmaları bile yayılmasını önlediğini ve ağrı kesici özelliği olduğunu bilimsel olarak kanıtladık. Ülser ve harici yaralarda kullanılabilir. Hiçbir yan etkisi yoktur. Yaraları iyileştirmek için kullanılacaksa, havanda biraz dövüp, sıvılaşır bir hale geldiğinde yaranın üzerine sürmeliyiz. Çünkü ısırgan otunun çok iyi anti-mikrobiyal bir özelliği var, bu özelliği sayesinde yaraları iyileştiriyor.’’

Bu nebatın en ziyade, kökü kullanılır.. Çünkü bu kökte (Colombine ve Berberine) dedikleri tesirli maddeler vardır. Bunlar acı maddelerdir. Fazla kullanılırsa hazım borusunu tahriş edip zehirli bir tesir gösterebilirler.
Güvercin kökü, acı olduğu için, iştahı açan ve vücuda kuvvet veren bir ilâçtır. Mideyi düzeltir. Sürgünü keser.
10 gram kök, bir litre suda, çay gibi, haşlanır, bundan günde iki üç çorba kaşığı içmekle, yukarıda söylenilen, şifalı tesirlerini elde etmek mümkündür.
Mide ve bağırrsakta tahrişler yapabileceğinden, fazla kullanılması doğru değildir.

Bu makale için etiketler:

Gül, dünyanın dört köşesine yayılmış, gayet meşhur bir nebattır. Gerek kokusu, gerek renklerinin güzelliği itibarile, eskiden beri pek sevilmiş, çok beğenilmiş, kitaplara, romanlara, tarihlere ve şiirlere geçmiştir.. Güzel kokusu ve göz alıcı renklerile bahçelere, bağlara, evlere süs olmuştur. Hâlâ da insanlar arasında, bu tarihî ehemmiyetini muhafaza etmektedir.

Güllerin çeşitleri pek çoktur: Eski ve yeni nebat kitapları iklime, memlekete göre bir çok gül çeşitlerini sayıp dökerler. Güllerin kırlarda, kendi kendine yetişen, yalınkat yabani cinsleri olduğu gibi, özel surette, bağlarda, bahçelerde serlerde yetiştirilen katmerli cinsleri de vardır.
Biz burada en meşhurlarını sayacağız: Her yerde en çok bulunan gül, katmerli kırmızı güldür. Rengi ve kokusu pek güzeldir.

Bundan başka: Beyaz gül, Sarı gül, Pembe gül, Menekşe gülü, Kanarya gülü, Şam gülü, Yabani gül, Tüylü gül, Sadberk gülü, Tarçın gülü, Kayısı gülü, Ateş gülü. Misk gülü gibi çeşitleri en ziyade tanınmış olanlarıdır.
Memleketimizde güller mayıs ayından itibaren açılmağa başlarlar.
İlâç olarak kullanılan, yeri çiçek kısmı ve burçu teşkil eden renkli yapracıklardır.
Güller konca halinde iken toplanırlarsa, hassaları daha fazla olur.
Toplandıktan sonra sıcak bir yerde veyahut özel bir fırında kurutulup saklanırlar. Karanlık, kapalı bir yerde muhafaza edilirse uzun müddet koku ve tesirlerini kaybetmezler. Gülün kokusu, içinde güzel esanslar mevcut olmasındandır.

Güllerden çıkarılan (Gülyağı), bundan dolayı gayet güzel kokuludur.
Yurdumuzda Isparta ve dolaylarında yetişen güllerden dünyanın en makbul gül yağları çıkarılır. Bu bakımdan gülyağlarımız, dünyanın her yerinde, pek büyük bir şöhret ve itibar kazanmıştır.
Gülyağı ve gül esansları krem, pudra, diş macunu, dudak boyası, saç suyu, gülsuyu, briyantin vesaire gibi parfümeri işlerinde pek ziyade kullanılırlar.

Evlerde gülden (Gül şurubu, gül şerbeti, gül reçeli) gibi nefis tatlılar ve içilecek maddeler yapmak mümkündür.
Hekimlikte en ziyade kırmızı gül kullanılır. Terkibinde (Tanin) denilen bir madde bulunduğu için peklik verir. 20 gram gül, bir litre suda çay gibi haşlanarak kahve fincanı ile, içilirse, sürgünü keser, bağırsaklara rahatlık verir. Bu su ile gargara yapılırsa boğazda bademcikler üzerinde hasıl olan iltihaplar ve nezleler çabucak iyi olurlar.
Gözlerde kanlanma ve nezle hallerinde, bu su ile göze banyo yapılmasının büyük fayda verdiği yazılmıştır.

Bu nebata bazı yerlerde (Gözotu) da derler. Dağlarda, kırlarda kendi kendine, yetişen bir nebattır. Yapraklan dantel gibi dişlidir. Yaprakların ortasına oturmuş ufak, beyaz ve mavimtırak ve kırmızı benekli çiçekleri vardır. Bu çiçekler, yaz esnasında toplanıp gölge bir yerde kurutulur ve saklanır.
Göz kapaklarında ve gözün iç tarafını kaplayan ince zarda nezleler, iltihaplar olduğu ve göz kanlandığı zamanlarda bu nebatın çiçeklerinden 60 -100 gram miktarını bir litre suda kaynatarak bu su ile gözlerin banyo edilmesi pek faydalı bir tesir gösterdiği, nezle ve iltihapların, az zamanda, zail olduğu yazılmıştır.
Sade göz hastalıklarında değil, mide ve bağırsaklarda bozukluk ve ağrılar olduğu zamanlarda da gene bu nebattan, ilâç gibi, istifade edilebileceği söylenilmiş ise de, en meşhur kullanma yeri göz hastalıklarıdır.

Bu makale için etiketler:

Kırmızı ve göz alıcı çiçekleri ile yurdumuzda çok tanınmış olan bir nebattır. Yaz başlangıcında kırlarda, Tarlalarda, kendi kendine, yetişen, yetiştiği tarlaları, diğer çiçeklerle beraber, işlemeli bir hali gibi, kaplayarak uzaktan çok güzel bir manzara veren kır çiçeklerindendir.
En çok kullanılan yeri çiçekleridir. Bu çiçekler yazın toplanır. Sıcak bir bina içinde, gölgede ve yahut münasip hararet derecesinde bulunan bir fırında kurutulur.
Kurutulurken temiz kâğıtlar üzerine serilip yapışmaması ve bozulup siyahlanmaması için, ara sıra, alt üst etmek lâzımdır.
Gelincik öteden beri halk arasında, tanınmış, ev ilâcı olarak çok kullanılmıştır.
Terkibinde (Rheadinc) adında tesirli bir madde vardır. Kokusu hoşa gitmez. Lezzeti de acımtıraktır.
Gelincikten yapılan şurupların rengi gayet güzel kırmızıdır. Bu şurupları göğüs yumuşatıcı diğer ilâçlara katmak suretile kullanırlar.
Gerçekten gelincik göğüs ve akciğer nezlelerinde şifalı bir tesir gösterir. Göğsü yumuşatır.
öksürüğün boğazda yaptığı gıcığı giderir. Nezlelerde, bronşitlerde, soğuk algınlıklarında gayet iyi gelir.
Gelincik çiçeklerinin vücuda sükûnet ve uyku verme hassası vardır. Onun içindir ki, bazı memleketlerdi halk, gelincik çiçeklerini bal ve şurup gibi bazı tatlı maddelere karıştırarak macun yaparlar.
Lezzeti acı olduğu için en ziyade ev ilâcı gibi kullanılan şekli şurubudur.

Dağlık yerlerde, memleketimizin Kara deniz kıyılarında yetişen bir ağaçtır. Meyvesi olan fındık, her yerde çok sevilen, çok yenen bir yemiş olduğu için bulunduğu bölgenin iktisat ve ticareti bakımından da önemli olan bir nebattır. Odunu gevrektir. Marangozlukta bazı eşyanın yapılmasında kullanılır. Fındık dediğimiz meyve da (yüzde 53) kadar yağ bulunur.

Fındık yağı badem yağına benzer ve onun kullanıldığı yerlerde kullanılır.
Her şeyden önce fındık, besleyici bir maddedir. Tazesi ve kurusu gıda olarak kullanılır. Hazmı biraz güç ise de nişastalı ve şekerli maddelerile vücudu kuvvetlendirir.

Fındık yapraklarından (25) gramını bir litre suda haşlayarak fincan ile içerler. Kanı temizleyici tesiri vardır.
Fındık ağacının yakılmasile elde edilen kömür, hafif ve güzel bir kömürdür. Toz edilip kahve kaşığı ile alınırsa mide ve bağırsaklardaki gazları giderir. Hazımsızlıklara, sürgünlere karşı güzel bir ilâç olur.

Bu makale için etiketler:

Bu nebatın adına ‘bazı yerlerde (Mayasılotu) da derler. Koyu mavimtırak çiçekleri vardır. Bu çiçekler daim nihayetindedir. Yaprakları geniş ve uzuncadır. Dalın boyunca ikişer ikişer dizilmiş bir halde bulunurlar. Bu nebat, marttan temmuz nihayetine kadar geçen yaz ayları esnasında toplanıp kurutulur. Nefes darlıklarında, akciğer nezlelerinde, bronşitlerde göğüs yumaşatıcı, öksürüğü kesici bir tesiri vardır. Müzmin ishallerde iyi gelir.
40 – 50 gram kadar nebatı, bir litre suda haşlayarak, günde bir kaç kahve fincanı içimek suretile kullanılabilir. Bu su ile gargara ve ağız çalkalamaları yapılacak olursa ağız, dil, boğaz iltihaplarında büyük faydası vardır..

Bu makale için etiketler:

Bu nebatın türlü türlü adları vardır: (Güvey otu, kekik otu, Merzengûş) da derler.
Güzel kokusu ile her tarafta kendisini tanıtmıştır. Çiçekleri dalların nihayetinde ufak demetler halinde toplanmış bulunur.. Bir grup çiçek âdeta bir Pompon şeklini andırır. Yapraklarının altı tüylüdür. Çiçekleri beyazımtırak erguvanî renktedirler.

Hekimlikte ilâç olarak nebatın yalnız çiçekli kısmı kullanılır.
Terkibinde (Terpinol, Terpinen, Thy mol) gibi kokulu, güzel maddeler vardır.
Bu nebat vücudu kuvvetlendirir. Uyanıklık ve çeviklik verir. Göğsü yumuşatmak, iştahı açmak, nezleleri gidermek gibi tesirleri haizdir.

Taze nebatın öz suyundan (usaresinden) bir parça bir pamuğa bulaştırarak çürük dişe konacak olursa ağrıları dindirir. İnsana rahatlık verir.

Bir sürü hastalıklardan ileri gelen sinir gerginliklerinde ferahlık ve sükûnet temin eder. 20 gram çiçek bir litre suda haşlanmak ve bundan günde bir kaç fincan içilmek suretile kullanılır.
Taze sürgünlerinden bir miktarı çocukların banyo suyuna atılırsa hem güzel kokusu ile hem de vücudu kuvvetlendiren hassaları ile iyi tesir eder.

Bu makale için etiketler:

SAYFA 1 12345»...Son »
Hist Top  blogs