Yeni yapılan bir çalışma doğru tür müziğin akciğer ve kalbe giden kan akışını düzenlediğini ve terapatik etki yarattığını göstermiştir. İtalyan araştırmacılar yüksek sesli müziğin kalbin hızlı atmasına ve kan basıncının artmasına neden olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Müzik Kalbe İyi Geliyor

Pavia Üniversitesinden Dr. Luciano Bernardi “Müzik kardiyovasküler sistemde devamlı ve ritmik değişiklikler sağlar. Her zaman duygular kardiyovasküler sistemin değişmesinde etkili olmaz. Tam tersine bazen kardiyovasküler değişiklikler duygular üzerinde etkili olabilir” diye konuştu.

Çalışma için uzmanlar yaşları 24 ile 26 arasında değişen 24 sağlıklı katılımcı seçildi. Katılımcılar arasında 12 deneyimli şarkıcı ve müzik geçmişi olmayan 12 kişi bulunmaktaydı. Tüm katılımcılara birerk kulaklık verildi ve müzik dinletilen katılımcıların kan basınç değerleri ölçüldü.

Katılımcılara dinletilen müzikler arasında Beethoven, Puccini Turandot, Bach ve Verdi yer aldı. Ayrıca gönüllüler 2 dakika sessiz bir ortamda bırakıldı. Çalışmanın sonuçları kreşento tarzında artış gösteren müziklerin kalp atışlarını ve kan basıncını arttırdığını ortaya koydu. 2 dakikalık sessizlik süresince değişikliklerde düşüş yaşandı. Deri altındaki kan damarları genişledi ve kalp atışlarında ve kan basıncında düşüş gözlemlendi. Sakin müzik tarzları kalp atışlarının ve diğer değişkenlerin düşüş göstermesine neden oldu.

Müziğin uzun zamandır stresi azaltmada ve yetenek geliştirmede yardımcı olarak kullanıldığını belirten Dr. Bernardi bu günlerde müziğin daha çok terapatik amaçla kullanıldığını ileri sürdü

Kısırlık tedavisi kısırlığın nedenine, kişinin yaşına ve cinsiyetine bağlı olarak değişiklik gösterir. Kısırlığa neden bazı faktörleri düzeltmek mümkün olmayabilir. Buna karşılık kadınlar bazı yeni teknolojiler sayesinde bebek sahibi olabilirler.

Kısırlık Tedavisi İle İlgili Bilgiler

Çiftler İçin Terapi

Bu yaklaşım her iki partneri de ilgilendirmektedir. Bu yöntemde önemli olan çiftler arasındaki cinsel ilişkiyi arttırmak ve böylece döllenmeyi sağlamaktır. Bununla beraber aşırı boşalma sperm kalitesini azaltabilir.

Erkeklerde Kısırlık Tedavisi

Genel Cinsel Problemler: Erken boşalma ve iktidarsızlık gibi sorunların çözümlenmesi kısırlığın giderilmesine yardımcı olabilir. Bu sorunların tedavisi ilaçları ve bazı davranışsal yaklaşımları içerir.

Sperm Eksikliği: Eğer kısırlığın nedeni spermlerin eksikliği ise bazı ameliyat ve hormonsal tedaviler çözüm sağlayabilir. Örneğin varikosel ameliyat ile iyileştirilebilen bir sorundur. Boşaltım kanallarının tıkanması gibi bazı sorunlar da kısırlık ile sonuçlanabilir.

Kadınlarda Kısırlık Tedavisi:

Yumurtlama sorunları sonucu ortaya çıkan kısırlık sorununun tedavisinde bazı ilaçlar uygulanır. Bu ilaçlar yumurtlamayı düzenler.Genelde bu ilaçlar normal hormonların görevini yapar. Kısırlığa karşı kadınlara uygulanan fertilite ilaçları şunlardır;

Klomifen (Clomd, Serophene): Bu ilaç oral yolla alınır ve kadınlarda yumurtlamayı hızlandırır.

Menapozal Gonadotropin (Repronex): Bu ilaç yumrtlalam döneminde göremeyen kadınlara aşı yolu ile uygulanır. İlaç doğrudan yumurtalıkları harekete geçirir.

Folikül Uyarıcı Hormon (Gonal-F, Bravelle): Folik uyarıcı hormon tedavisi yumarta foliküllerini harekete geçirir ve döllenmenin oluşmasını sağlar.

Gonadotropin Açığa Çıkaran Hormon Analogları: Bu tedavi yöntemi düzensiz yumurtlama döngüsü olan kadınlar için uygulanır.

Aromataz İnhibitörler: Bu sınıf ilaçlar göğüs kanseri tedavisi çin de kullanılmaktadır. Doktorlar bazen kendi başına yumurtlama gerçekleştiremeyen kadınlara bu inhibitörleri uygularlar. Bununla beraber bu tür ilaçların bazı yan etkileri bulunmaktadır.

Metformin (Glikofaj): Oral yolla alınan bu ilaç yumurtlamayı hızlandırır.

Fertilite İlaçları Ve Çoklu Gebelik Riski

Enjekte edilen bazı fertilite ilaçları çoklu gebelik riskini arttırır. Clomid gibi oral fertilite ilaçları çoklu doğum riskini büyük oranda arttırmaktadır. Bu nedenle bu tür fertilite ilaçları kullanılırken dikkatli olunmalıdır. Çoklu gebelik riski belli ölçüde azaltılabilir. Eğer bir kadının hamile kalabilmesi için bazı fertilite ilaçları kullanması gerekiyorsa kullanım şekli ve dozu doktoru tarafından kontrol edilebilir.

Ameliyat

Kısırlığın nedenine bağlı olarak ameliyat kısırlık için bir tedavi yöntemi olabilir. Yumurtalık kanallarında oluşan tıkanıklıklar veya diğer bazı problemler ameliyat yolu ile çözümlenebilir.

Alerji, genelde zararlı olmayan maddelere karşı aşırı bağışık bir yanıt ya da tepkidir. Alerjiler oldukça yaygındır. Hem genetik hem de çevresel faktörler alerji oluşumunda ve ilerlemesinde rol oynar. Alerji, yanlış yönlendirilmiş bir bağışıklık yanıtı olan aşırı hassas bağışıklık sisteminden kaynaklanır. Bağışıklık sistemi normal olarak, vücudu bakteri ve virüs gibi zararlı maddelere karşı korur. Genellikle, zararsız olan ve çoğu kişiye dokunmayan maddelere karşı allerjenler tepki gösterir. Fakat alerji olan bir kişide bağışıklık sistemi oldukça hassastır.

Alerji Olma Nedenleri ve Klinik Araştırmalar

Sistem, bir allerjeni (alerji yapan madde) tanıdığında, histamin gibi bir kimyasalı vücuda salar. Bu da, ciltte kaşıntı, döküntü, mukus üretimi, kas spazmları, ürtiker ve kişiden kişiye değişen diğer belirtilerin oluşmasını sağlar. Vücudun herhangi bir bölgesinin bir allerjenle temas etmesi alerji oluşumunda ve belirtilerin oluşmasında büyük rol oynar. Örneğin, sık sık solunan alerji yapıcı maddeler tıkalı bir buruna sebep olurken, burunda ve boğazda kaşıntıya, mukus üretimine, öksürüğe ve hırıltılı nefes alıp vermeye de sebep olur.

Bir gıda alerjisi, mide bulantısı, kusma, karın ağrısı, kramp, ishal ya da hayatı tehdit eden şiddetli bir reaksiyona sebep olabilir. Bitkilere olan alerji ciltte döküntü yapar. İlaç alerjileri ise genelde tüm vücudu etkiler ve çok çeşitli belirtilere yol açabilir. Bu hastalıklar tekrarlayıcı olduğundan önemlidir. İnsan yaşamını sınırlandırır ve performansını etkiler. Hatta anaflaksi dediğimiz ani ölümle sonuçlanabilen tehlikeli bir hastalıktır. Bu durumda yapılacak tek şey acilen doktora başvurmaktır.

Alerji Olma Nedenleri ve Klinik Araştırmalar

Alerjiden uzak durmak için, hiçbir bitkisel ürünü, kozmetik ürününü veya ilacı, doktorunuza danışmadan kullanmayın. Sonucu hafif de olabilir ağır da. Egzama ve astım gibi bazı tıbbi koşullar alerji ile bağlantılıdır. En yaygın alerjiler, polen, toz, tüy ve hayvan kılından kaynaklanır. Keza gıda ve ilaç alerjileri de oldukça yaygındır. Alerjik reaksiyonlar böcek ısırması, mücevher, kozmetik ürünleri ve diğer maddelerden de kaynaklanabilir.

Bazı kişilerde, alerjiye benzer durumlar görülebilir, örneğin sıcak soğuk hava değişimi, güneş ışığı ya da diğer fiziksel uyarıcılardan alerjiye benzer belirtiler oluşabilir ve bu maddelere karşı tepki duyulup alerjiye benzer durumlar ortaya çıkabilir. Bazen deride sürtünme ve şiddetli temas da alerjiye sebeptir. Tedavisi ise, görüldüğü mevsime göre değişiklik gösterirken tedavi kesin çözüm değildir. Kişide yeniden baş gösterebilir. Alerjiyi önlemek için alerjiye neden olan faktörlerin ortadan kaldırılması gerekir ve mutlaka doktor kontrolünde ilaçlar düzenli olarak alınmalıdır.

Anestezi, ilaç ya da başka faktörlerin kullanımında, vücudun acıyı hissetmemesini sağlayan, acıya duyarlı olan bir sağlık dalıdır. Anesteziyoloji, hasta bakımının ameliyat öncesi değerlendirmesini sağlamak ve ameliyat boyunca da hasta bakımını sürdürmek ve ameliyat sonrası da bakımı sürdürerek bu faaliyetin personel ve sistem yönetimini devam ettirmek olarak tanımlanabilir.

Bir Sağlık Branşı Olarak Anestezi Bilimi

Anesteziyoloji içindeki alt uzmanlık alanları göğüs, kalp, damar anestezisi, yoğun bakım, beyin anestezisi, gebelik anestezisi, ağrı tedavisi, pediyatrik anestezi ve ayaktan anesteziyi de barındırır. Bir anestezist ile anestezi uzmanı arasında büyük fark vardır. Bir anestezi uzmanı doktor unvanına sahipken, anestezist değildir. Bir anestezi uzmanı anestezi uygulamalarında uzmanlaşmış bir tıp doktorudur, anestezist ise teknisyen, hemşire ya da eğitim almış bir tıp görevlisidir. Büyük bir ameliyat geçiren kişi, uyandığında, bir ilaç tarafından saatlerdir uyutulduğunu fark ettiğinde şaşırabilir. Fakat bu, cerrahi açıdan gereklidir.

Kişi, genel anestezide, sadece ameliyat odasına girdiğini hatırlar o kadar. Başka hiçbir şeyi hatırlamaz. Doktorun burada işi zor olacaktır, baygın hastası karşısında yaşamsal sonuçlar edinmek için uğraşır. İstenen etkileri elde etmek için hasta kadın ya da erkek olsun, 7 ila 10 faktöre gerek duyulur. Doktor çeşitli ilaç kullanımlarının dengesini düzenleyerek anesteziyi başlatır, devamını sağlar ve müdahaleye devam eder.

Bir Sağlık Branşı Olarak Anestezi Bilimi

Anestezi uzmanı ayrıca, bilinçsiz ve kendi başına yapamayacak durumda olan hastanın solunum, kalp hızı gibi temel yaşam fonksiyonlarını düzenler. Oluşabilecek tıbbi sorunları da izler. Tüm bunların hazırlık aşamasında, en az sekiz yıllık bir tıbbi eğitim almıştır. Bu eğitimde anestezi vermiş ve anestezi hastalarının yanında yoğun bir eğitim almıştır. Hemşire anestezistler ise anestezi konusunda hemşirelik dışında ek eğitim ve sertifika almış kişilerdir, ayrıca bir anestezi uzmanı ya da cerrah gözetimi altında hastalara anestezi uygulamışlardır.

Anestezi hakkında sorulabilecek başlıca sorular ise: ne tür bir yöntem kullanılacağı, avantaj ve dezavantajları, ameliyat öncesi herhangi bir ilacın kullanılıp kullanılmayacağı, yan etkilerinin neler olduğu, hangi gıdaların alınacağı, ne tür anestezi kullanılacağı, yaş ve sağlık durumuna göre hangi komplikasyonların olacağı ve ne kadar süreceği şeklindedir. Anestezi, genel anestezi ve lokal anestezi olarak ikiye ayrılır. Verilen ilaçla, omuriliğe yayılan etki, hastanın beyin sinirlerine ulaştırmadan onu uyuşturarak uyutur. Tamamen uyutulan hasta genel anestezi olmuş demektir.

Eğer sağlıklı bir kalbiniz olduğunu ve gayet masumca beslendiğinizi düşünüyorsanız, bu yazıyı okumadan karar vermeyin, sonuç şaşırtıcı olabilir. Birkaç basit ve önemli değişiklik ile, yağlı, tuzlu ve ekstra kalorili yiyeceklerden vazgeçmeden bile düzeninizi değiştirebilirsiniz üstelik kalbinizin durumunu eskisinden daha iyi bir hale getirerek. Gerçekte, bu düzeninizi değiştirirseniz, eski düzendeki yiyeceklerden de biraz yiyebilirsiniz. Üstelik eskisinden daha iyi ve daha lezzetli yeni tatları da keşfetmiş olursunuz. Yüksek kolesterolü, yüksek tansiyonu, iltihaplanma ve atardamar yaşlanmasını önlemeye yardımcı olmak için ve kalbinizin hatırı için, bu 6 lezzetli besini tüketmeye başlayın:

1-Çilek: Çilek ve benzeri diğer renkli meyve ve sebzeleri kolayca bulabilirsiniz. Neden mi? Çünkü, siyah üzüm, yaban mersini, portakal, erik, domates gibi sebze ve meyveler flavonoidler ile patlayan antioksidanlardandır iltihaplanmayı durdurmayı sağlarlar. Kalp hastalıklarında iltihaplanma da bu sürecin içindedir, dolayısıyla iltihaplanmayı engelleyen besinler renkli besinlerdir. Bunları taze, dilimlenmiş veya bütün olarak tüketebilirsiniz. Her gün 2 bardak sebze ve meyve suyu da içebilirsiniz.

Kalp Sağlığına İyi Gelen Besinler, Gıdalar

2-Çavdar Ekmeği: ve diğer tam tahıl ürünleri. Tam tahıllı ekmekler ve tahıllar, esmer pirinç, keten tohumu, soya fasülyesi, tüm kalp koruyucu lif ve magnezyum içerikli besinler, yüksek tansiyon ve kolesterolü sağlıklı bir aralıkta tutmayı sağlar. Tahılları günde 6 porsiyon tüketmeye çalışın.

Kalp Sağlığına İyi Gelen Besinler, Gıdalar

3-Avokado: ve diğer sebze temelli bitkisel yağlar. Ezilmiş avokadoyu, zeytin yağı, fındık yağını sağlıksız yağların yerine kullanın. Ekmeğin üzerine az bir sos ile avokado püresi sürüp yiyebilirsiniz. Sebzeleri sotelerken diğer yağların yerine zeytin yağını tercih edin.

4-Somon: ve Omega-3 yağ asitleri açısından zengin diğer balıklar. Araştırmalar, balık yiyen güçlü bir vücudun, kalp krizi, inme, yüksek trigliserit, yüksek şeker, aritmi, arteriyel plak birikimi ve asterlerde iltihap olasılığının düşük olduğunu gösterir. Bu riskleri azaltmaktadır. Kalp sağlığı için haftada üç kez balık tüketin.

5-Fındık: fındık ve fındık yağı araştırmalarda yer almıştır. Düzenli fındık tüketmek, kalp hastalıkları riskini %20 ila %60 oranında azaltmaktadır. Badem, antep fıstığı, ceviz, kalp dostu yağlar ile yüklüdür ve bitkisel protein açısından zengin içeriklidir. Aşırı kaloriyi önlemek için günde bir avuç tüketmek uygundur.

6-Bitter Çikolata: Tatlılardan tamamen kaçmak zorunda değilsiniz. Her gün küçük bir parça bitter çikolata kalp sağlığı açısından oldukça yararlıdır.

Çikolata, şeker bağımlılığı kadar kötü olmayan sakin bir ün kazanmıştır. Bu bazen kişiye, gerçek olamayacak kadar iyi görünebilir. Araştırmalar, bir çikolata türünün sadece lezzet bakımından zengin olmadığını göstermiştir, aynı zamanda elma, üzüm, yeşil çay ve kırmızı şarapta bulunan koruyucu antioksidanlar tarafından da zengindir. Böylece çikolata yeni bir süper besin midir? Tamamen değil. Gelişmekte olan bir vücutta suçlu bir zevk uyandıran çikolata, kanıt olarak sunulabilir. Çoğu kişi, çikolatayı bitki esaslı bir yiyecek olarak düşünmez, fakat öyledir.

Kalp Sağlığı ve Çikolatanın Etkisi

Çikolata, Teobroma kakao ağacının çekirdeklerinden yapılır. Bu çekirdekler kakao tohumları olarak da bilinir, mükemmel bir doğal antioksidandır; kalp damar hastalıklarından korunmak için flavonoidler bakımından oldukça zengindir. Ancak elimize ulaşan çikolatalar maalesef birçok işlemden geçerek doğallığını ve yararlarını kaybetmektedir. Sütlü ve beyaz çikolatalar yararını kaybetmiş hatta zararlı oldukları için çikolata ve kakao oranı yüksek bitter çikolata tercih edilmelidir.

Gelişmiş endotel fonksiyon: araştırmalara göre, bitter çikolata, endotel hücrelerin işlevini artırarak damarların elastikiyetini kazanmasına ve kan akışının serbest olmasına ve kan damarlarının düzenli görev görmesine yardımcı olduğu kanıtlanmıştır.

Kalp Sağlığı ve Çikolatanın Etkisi

Düşük kan basıncı: Yakın tarihli bir çalışmada, 15 gün boyunca bitter çikolata tüketen erkekler ve kadınların sistolik ve diyastolik kan basıncında düşüş olduğu görülmüştür. Yüksek tansiyonlu ve 55-64 yaş arasındaki kişilerde de aynı araştırma sonuçları görülmüştür. 2 hafta boyunca düzenli siyah çikolata tüketenlerin kan basıncında ciddi bir düşüş yaşanmıştır. Fakat çikolatasız 2 gün geçirdiklerinde kan basıncı yine eski seviyesine dönmüştür.

Gelişmiş kolesterol profili: Bitter çikolata tüketmek, kötü -LDL kolesterolü düşürüken, iyi -HDL kolesterolü artırabilir. Çikolata, 3 temel yağ asidini içerir. Bunlardan biri zeytinyağında da bulunan oleik asittir. Araştırmalar, oleik asidin kalp dostu ve tekli doymamış yağ olduğunu ve kolesterolü biraz olsun azaltabildiğini göstermektedir. Diğer iki asit ise, stearik ve palmitik asittir ve doymuş yağ içerir. Genel olarak palmitik asitli doymuş yağ toplam kolesterolü artırır ve kalp hastalığını tetikleyebilir. Stearik asidin kolesterol üzerinde bir etkisi görülmemiştir, ne azaltır ne de çoğaltır.

En az %70 kakao içeren koyu çikolata tüketin. Haftada birkaç kez küçük porsiyonlarda çikolata tüketin. Etiketini kontrol ederek alın. Hurma yağı ya da hindistan cevizi içerenlerden uzak durun. Çikolata ile birlikte süt içmeyin.

Artık zayıflama zamanı! Kilo vermeye yarayan besinleri daha çok tüketin. Doğru besinler, kalori yakmanızı hızlandırır ve yeme isteğinizi kontrol altına almanızı sağlar. En uzman aşçılara danışılarak hazırlanan bu listede, hazırlanması kolay lezzetli seçenekler yer alıyor. Bunları tabağınıza ekleyerek, daha ince ve daha sağlıklı olmanın tadını çıkarın.

Kilo Vermeye Yarayan 10 Süper Besin

Biftek: biftek içindeki protein özellikle kadınlarda, kilo kaybında etkilidir, çünkü kas kütlesini muhafaza eder, bu nedenle organik sığır eti tüketmeye çalışın. Tabii ki yağsız olsun. Sebze salatası ile birlikte birkaç dilim biftek pişirebilirsiniz.

Yumurta: sarısı da beyazı da kalbe zarar vermez. B12 vitamini ve protein içerir. Yumurta proteini doyurucudur, bu yüzden gün içinde az tüketilmelidir. Sebzeyle servis yapabilir, fırında pişirebilir ya da omlet yapabilirsiniz. Bir dilim tost ekmeğiyle tüketilebilir.

Lahana: Doğranmış her parçası 34 kalori ve yaklaşık 1.3 gram lif içerir. Garnitür ve salatalarda kullanılabilir. Demir ve kalsiyum içerir. Suyu da içilir. Portakal dilimleriyle sotesi de yapılabilir.

Yulaf: Yulaf ezmesi tokluk sıralamasında besinler arasında ilk sıralarda yer alır. Yavaş sindirilir böylece kan şekeri üzerinde az etkisi olur. Porsiyon başına 5 gram lif içerir. Galeta unu yerine, et somuna yulaf ekleyin. Hindi etinden yulaf ekleyerek köfte yapmayı deneyin.

Yeşil Mercimek: Yeşil mercimek içerdiği antioksidan ve proteinlerle tokluk hissi verir, abur cubur yeme hevesinizi kesmeye yarar.

Fındık: Yağ yakmaya yardımcıdır. Ceviz, badem ve fındık günde bir avuç tüketildiğinde, hızlı yağ yakma sağlanır. Fazlası ise kalori almanızı sağlar.

Yeşil Çay: Güçlü antioksidan etkisi vardır, hem diyetlerde etkilidir hem de kanser gibi çok ciddi hastalıklarda tedavi amaçlı kullanılır. Sindirimi hızlandırır.

Sarımsak: Sadece lezzetiyle değil, tıbbi özellikleriyle de yine çok etkili bir gıda olan sarımsak, birçok hastalıktan korunmak, mikroplardan savunmak ve hastalıkları tedavi etmek açısından oldukça etkilidir.

Balık: Özellikle fazla yağ alımını vücuttan uzak tutarak kilo dengesini sağlamaya yardımcıdır. Ton balığı ve somon ilk sırada yer alır. Vücudun leptin içeriğini düşürerek metabolizmayı hızlandırır.

Yeşil Sebzeler: Brokoli, ıspanak, kıvırcık salata ve benzeri sebzeler içerikleri bakımından hem vücudun gerekli dengesini korur ve katkıda sağlar hem de kalori yakmaya yardımcıdır.

Obezite tedavisinde en etkili yöntem doktorunuza danışarak birlikte uzun vadeli bir plan oluşturmaktır. Uygun bir aktivite planı ile fiziksel aktivitenin artırılarak ve kalori miktarının sınırlandırılması ile yaşam tarzında birkaç değişiklik yapmak tedavi başlangıcı için uygun olacaktır. Bunun için öncelikle bazı testlerden geçmek ve sonuçlara göre bir program elde etmek gerekir. Başlangıçtaki amaç, sağlığı koruyarak ve geliştirerek mevcut kiloyu korumak, yeni kilolar almamaktır.

Obezite Tedavisi Hakkında Bilinmeyenler

Bir formül bulunur mevcut kilo önce sabit tutulmaya çalışılır, yeni kalori alımı engellenerek kaloriler yakılır. Yaşam tarzı değişiklikleri, ilaç tedavisi ve cerrahi müdahaleler kişiler için seçeneklerdir. İhtiyacınız olan tedavi, obezite seviyenize, genel sağlık durumunuza ve kilo verme motivasyonunuza bağlıdır. Sağlık araştırmalarına göre, kişi ilaç ya da cerrahi tedaviden önce en az 6 ay yaşam tarzını değiştirmeyi denemelidirler. Ancak diyabet ya da koroner kalp hastasıysanız doktorunuz bu özel durumlarda size ameliyat ya da ilaç tedavisi önerebilir. Obezite ilaçları farklı şekillerde çalışır.

Obezite Tedavisi Hakkında Bilinmeyenler

Bazı ilaçlar vücudun yağ emilim kontrolünü ya da tıkanırcasına yemek yeme isteğini sınırlar. Cerrahi ise, mide boyutunu azaltmak ve bağırsak tarafından emilen fazla kaloriyi sınırlamak içindir. Doktorunuz size ayrıca danışmanlık da önerebilir. Eğer depresyon, yalnızlık, anksiyete (kişilik bozukluğu) ve sıkıntı gibi sorunlarla başa çıkmak için yemek yiyorsanız; bu gibi duygu ve ruh halleriyle başa çıkmanız için yeni beceriler öğrenmeniz gerekebilir. Tedaviye başlamadan evvel, yaşam koşullarınızı değiştirebilecek misiniz buna karar verin.

Kilo kaybedip bunu koruyabilmek zor gelebilir. Ve tabii birkaç kiloyu geri alırsanız bu durumda motivasyonunuzu korumak da zor bir durumdur. Pes etmemek gerekir. Bu durumda, önceki elde ettiğiniz başarıları düşünerek kendinizi motive edin. Takvim, plan program ve geri dönüşüm listesi oluşturup haftanın belli bir günü başarınızı buraya kaydedin. İlk olarak kilonuzun % 10’unu vermekle işe başlarsınız. Bu hedefe ulaşınca, güveniniz yerine gelecek hem daha sağlıklı olacaksınız hem de yeni kilo verirken daha başarılı olacaksınız.

Aktiviteyi artırırken kalori alımını azaltın. Çoğu yetişkin için düşük kalorili bir diyette, kadınlarda günlük 1200 – 1500 kalori, erkeklerde günlük 1500 – 1800 kalori almak uygundur. Aktivite olarak da, en uygunu yürümekle başlamaktır. Tek ya da grup halinde temiz havada yürüyüş yaparak, ve bunu sık sık planlayıp gerçekleştirerek işin fiziksel kısmını da yerine getirmiş olursunuz. İrade, istek ve bazı değişiklikler kilo kaybı ve obezite tedavisi için idealdir.

Hiçbir kadın yüzünde siyah noktalar olsun istemez. Fakat bu herkesin başına gelebilir. Estetisyenlik eğitimi almış, Uluslararası Güzellik Terapisi Dernek başkanı ve Beverly Hills Carasoin SPA’nın kurucusu Lena Bratschi ve Epicuren tıp başkanı dermatolog Dr. Harold Lancer, siyah noktalardan kurtulmak ve ciltte yenilerinin oluşumunu engellemek adına bazı cilt bakımı önerilerinde bulunmuştur. Bu gibi cilt kusurları bazen kalıtsal eğilimden kaynaklanabiliyor. Eğer genetik olarak meyilliyseniz, yaşam tarzı seçimleriniz bu siyah noktaları görünür hale getirecektir.

Cilt Bakım Önerileri Komedon Siyah Noktalardan Kurtulmanın Yolları

Kısacası bildiğimiz kadarıyla, kafein, alkol, süt ürünleri ve yüksek karbonhidrat içeren diyet ürünleri ve yağlı ürünler siyah noktaların oluşumu açısından olumsuzdur. Tabii ki stres de bunun baş düşmanıdır, çünkü testesteron üreten hormon üretimini etkiler, cildin siyah noktaya olan yatkınlığını destekler. Tedavi edilmedikçe gözenekler daha fazla açılır, ne kadar uzun süre kalırsa, gözenekler o kadar açılır ve genişler. Siyah noktalar temelde beyaz noktalarla aynıdır farkı, siyah noktalar oksitlenmiş yağ deposu gibidirler. Yağ depoları zamanla siyaha dönüşür. Sivilce ve diğer kusurlar gibi kapatılamazlar. Çünkü sivilceler gibi cilt tabakasıyla kaplı değildirler.

Cilt Bakım Önerileri Komedon Siyah Noktalardan Kurtulmanın Yolları

Doğru tedavi için, salisilik asit bazlı bir temizleyiciyle her gün cildinizi temizleyin. Bu hem siyah nokta oluşumunu engelleyecek hem de var olanı tedavi edecektir. Cilt hareketlenir, gözenekler kapanırken, anti bakteriyel bakım ve iltihap giderici bakım da yapılmış olur. Totarol içeren alkolsüz bir ürün kullanın (Totara ağacından anti bakteriyel ve anti mikrobiyal) , bu gözenekleri kapatırken asit oluşumunu engeller. Bratschi’ye göre, B3 vitamini ve papaya enzimi içeren bir serumsiyah noktalarla baş etmede çok etkilidir. B3 vitamini, sivilce etkili bir cilde yardımcı olarak, yağlılığı azaltır. Papaya mayası ise, ciltte pullanmayı önler, ölü cilt hücrelerini ortadan kaldırmaya yardımcıdır ve gözenekleri tıkar.

Cilt Bakım Önerileri Komedon Siyah Noktalardan Kurtulmanın Yolları

Cildi derinden temizlemek için, tercihan hiyalüronik asit içeren yağsız bir nemlendirici kullanın. Özellikle bu süreçte cildiniz pul pul dökülüyorsa, sık sık bu ürünü kullanarak durumu kurtarabilirsiniz. Haftada 2 kez yumuşak telli bir fırça kullanın. Fırça yardımıyla cildin dökülmesini sağlamak siyah noktaları engelleyecektir. Yine haftada iki kez kil maskesi yapın. Kil bazlı maskeler yağları emerek kusur oluşumunu önler, gözenekleri tıkamaya yardımcı olur.

Asla cilt kusurlarınızla oynamayın, sıkmayın, ellemeyin. Bu, daha çok yara izi oluşmasına ve yayılmasına yol açar. Gözenekler basınçla hasar görür ve artık siyah noktalardan kurtulmak imkansızlaşabilir. İltihap kapabilirsiniz, hiperpigmentasyona uğrayabilir, kılcal damarlarınızı içten incitebilirsiniz. En doğru tedavi profesyonel yardım almaktır. Kaliteli ürünleri kullanın, bu ürünler daha kalıcı ve aktiftir. SPA ve peeling yapmak da cilt kusurları açısından mükemmeldir.

Sedef hastalığı kronik ve tekrarlayan bir deri hastalığıdır. Kapsamı çok geniştir. Hafif başlayabilir ve kişi ilk zamanlar fark etmeyebilir. Nadir durumlarda hayatı tehdit edebilir, sosyal hayatı olumsuz yönde etkileyebilir. Çoğu durumda hastalık, 16 ila 22 yaşlar arasında başlar. 50 – 60 yaşlar arasında çok geçtir. Sedef hastalığı Yunanca ’sedef’ kaşıntı anlamına gelen kelimeden türetilmiştir. Nüfusun yüzde 2’sinde bu hastalık görülmektedir. Sedef hastalığı bulaşıcı değildir. Genetik aktarımdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı henüz bilinmemektedir. Ancak, boğaz enfeksiyonu, alkol, ilaç kullanımı ve kaşıntı gibi bazı etkenler, sedef hastalığına yakalanma riskini ve genetik eğilimi tetikler ve salgına neden olabilir.

Sedef Hastalığı Nedenleri ve Tedavisi

İki ana türü vardır: plak sedefi (psoriasis vulgaris) ve pustular sedef (psoriasis pustulosa ). Sedef hastalığının farklı türleri, şiddeti, süresi, lezyonların görünümü ve ciltteki konumuna göre alt gruplara ayrılabilir. Ayrıca sedef hastası kişilerin %6’sı, psoriatik kireçlenmeye maruz kalmaktadır. Kireçlenme öncelikle, el ve ayak parmaklarında görülür ayrıca omurgada hafifçe yayılır. Sedef hastalığı belirtileri şu şekildedir:

Sedef Hastalığı Nedenleri ve Tedavisi

*Kırmızı benek ve lekeler
*Lekelerin büyümesi ve pul pul dökülmesi
*Cilt tabakasının bir kısmının şiddetli lekelenmesi bir kısmının daha düşük seviyede kalması
*Kazınan yaraların deri altından kanaması
*Tırnak altında küçük küçük kendini gösteren belirtiler, Tırnak kalınlaşır, parçalanır ve ağrı yapar.
*Vücudun daha çok kıvrımlı bölümlerinde meydana gelir. Kırmızı ve kaşındırıcı plaklar, kasık, kalça, göğüs, göğüs altı, mide ve koltuk altında görülür. Plaklar genelde maya benzeri mantar ile bulaşır.
*Çocuk ve gençlerde boğaz enfeksiyonları nedeniyle akut oluşan başka bir çeşidi daha vardır. Damla şeklinde soyulan yaralar halinde tüm vücutta görülür. Birçok durumda, birkaç hafta veya birkaç ay içinde kendiliğinden kaybolur.

Sedef hastalığı, kronik ve uzun sürelidir. Hastalık genelde alternatif dönemler ve salgınlarla karakterize edilir. Eğer sedef hastalığınızı kötüleştiren bir şey keşfederseniz derhal ondan kaçının. Tam bir tedavisi yoktur fakat yaşam kalitenizi artıracak tedavi yöntemleri vardır. Tedavi, mutlaka hasta ile bir dermatolog (cilt uzmanı) arasında yapılmalıdır. Genelde ağız yoluyla alınan ilaçlarla ve yöntemlerle tedavisi mümkündür. Bu yöntem, hastanın yaşına, sağlık durumuna ve sedef seviyesine bağlıdır. Nemlendiriciler de sedef hastalığında önemli bir faktördür, hafif sedeflerde kullanılabilir. Kuruluğu, çatlaklığı ve cilt bölünmesini azaltır.

Asıl tedavideki ilaçların bileşiminde ise, Dovonex, kalsitriol, kalsipotriol, takalsitol, kömür katranı, dithranol, tazaroten ve D Vitamini bileşimleri bulunur. Sedef hastalığını tamamen iyileştirmek için yoğun araştırmalar yapılmaktadır.

SAYFA 166 « İlk...«164165166167168»...Son »
Hist Top  blogs