->
Parakolpos
Dölyolunun iki kenarında, küçük leğende yer alan anatomik yapılar bütünü. Öncelikle sinir dallan, lenf damarları ve toplardamarlar bakımından zengin adipoz bağdokudan oluşur. Parakolpos, yukarıda parametri-yumla(*) devam eder.
->
Parakolpos
Dölyolunun iki kenarında, küçük leğende yer alan anatomik yapılar bütünü. Öncelikle sinir dallan, lenf damarları ve toplardamarlar bakımından zengin adipoz bağdokudan oluşur. Parakolpos, yukarıda parametri-yumla(*) devam eder.
Özofajit
Yemek borusu duvarının iltihabı. Bu terim daha geniş anlamda bakteri, virüs ya da alerji kökenli süreçlerin yanı sıra besinlerin geçişine karşı oluşan tepkileri ya da yabancı cisimlerin girişini ve mideden yemek borusuna geri akım nedeniyle midenin asit sıvısının sindiriri etkisine bağlı olarak yemek borusunun alt bölümünde oluşan iltihabı belirtmek için de kullanılır. Bakteri kökenli özofajitler akut ve kronik olmak üzere ikiye ayrılır. Kronik olanlar da özgül olmayan ve özgül (verem ve frengiye bağlı özofajit) olmak üzere ikiye ayrılır. Bol mukus(*) salgısının görüldüğü kataral özofajit ve genellikle yemek borusu mukozasının darbeler sonucu oluşan lezyonlannın komplikasyonu olarak ortaya çıkan apseli özofajit hastalığın akut biçimde görülen türleridir. Boyunda ya da göğüs kemiğinin arkasında ağrı, yutkunma sırasında ağrı ve zorlanmayla ortaya çıkar. Kimi zaman besinlerin yutulması olanaksız hale gelir. Tam özofagoskopi ile koyulur.
Parenkima
Organların kendilerine özgü işlevleri yerine getirecek biçimde özelleşmiş hücrelerini içeren doku. Organdan organa değişen bu özgül dokuya organlara destek sağlayan ve stroma denen bağdoku eşlik eder.
Özofagus (yemek borusu)
Sindirim sisteminin yutak ile mide arasında kalan bölümü. Orta çizgide aşağıya doğru hemen hemen düz inen bir boruya benzer; uzunluğu 25 cm, genişliği yaklaşık 3 cm’dir. Omurganın önünde 6. boyun omuru düzeyinde yutaktan sonra başlar, kann içinde mideyle birleştiği yer-de sonlanır. Üç bölümü vardır: Boyun, göğüs ve karın. Krikoit kıkırdak, aort yayı, solunum yolları ve diyaframın baskısına bağlı bir dizi darlığı vardır. Çok katlı epitelle örtülüdür; epitelin çevresinde üstte çizgili kas lifleri, altta düz kas lifleri bulunur. En dışta bir bağ dokusu vardır. Başlıca işlevi sıvıların ve öğütülmüş besinlerin yutaktan mideye geçmesini sağlamaktır. Sıvıların ilerlemesi yerçekiminin etkisiyle ve duvardaki kas liflerinin ritmik kasılmalanyla gerçekleşir. Lokmalar ise peristaltik dalgalarla itilerek özofagusu yaklaşık 10 saniyede geçer. Lokmaların geçişinde yerçekiminin hiçbir etkisi yoktur.
Parakeratoz
Epidermis (üstderi) hücrelerinin olgunlaşma ve farklılaşma sürecinde ortaya çıkan bozukluk. Yüzeysel üstderi hücrelerinin çekirdeklerini yitirmesiyle beliren bir keratinizasyon(*) bozukluğu söz konusudur. Bu bozukluk hücresel olgunlaşma sürecinin hızlandığı bütün deri hastalıklarında, özellikle de sedef hastalığında görülür.
Özofagoskopi
Yemek borusunun tümünün görülmesini sağlayan endoskopik inceleme yöntemi. Özofagoskop adı verilen boru biçimindeki özel aygıtlarla uygulanır. Özofagoskop yemek borusunun içine genel ya da yerel anestezi uygulandıktan sonra sokulur. Yemek borusundaki çeşitli patolojik süreçlerin (örneğin divertikül [cepleşme], varis, nedbeye bağlı darlık, tümör) saptanmasını sağlar. Ayrıca yabancı cisimlerin çıkarılmasına ve histolojik inceleme için yemek borusu duvarından doku parçalan-mn alınmasına olanak verir.
Parazitoz (asalak hastalığı)
Asalağın bulaşması sonucu ortaya çıkan hastalık. Bulaşma teriminin yabancı dilde enfeksiyon ve enfestasyon olarak iki karşılığı vardır. Bakteri ve virüs için enfeksiyon; solucan, pire gibi asalaklar için enfestasyon terimi yeğlenir. Asalakların konakta yol açtığı etkiler ve vücudun verdiği tepkiler çeşitli hastalık tablolanna neden olur. Asalak mekanik olarak lenf damarlarında (örneğin filaryoz) ya da bağırsak boşluğunda (örneğin askaris) tıkanmalara yol açar. Damarlarda yırtılma ve kanamalarla birlikte olan sürekli travmalar (örneğin ankilostom) kansızlığa yol açar. Asalağın saldığı zehirli maddeler konak için daha da tehlikeli olabilir. Bağırsak solucanlarının ürettiği ve merkez sinir sistemini etkileyen eden maddeler buna örnektir. Asalaktan kaynaklanan antijenler, bunlara karşı antikor oluşumuna ve dolayısıyla aşırı duyarlık tepkisine yol açabilir.
Paraguzi
Tat duyusunda yanılsama biçiminde ortaya çıkan bozukluk. Tipik paraguzide tadılan madde, olduğundan farklı bir tatta algılanır. Genel olarak hasta temel tatları (tatlı, acı, tuzlu, ekşi) hoşa gitmeyen başka bir tatmış gibi algılar (metalik, kekremsi vb). Tat varsanılarında ise uyarıcı madde olmaksızın tat algılaması söz konusudur. Paraguziler genellikle öbür tat bozuklukları (hipoguzi ya da hiperguzi) ya da koku alma bozukluklarıyla birliktedir (hiperosmi, hipoosmi, kakosmi, parosmi). Bunlar daha çok merkez sinir sistemi hastalıklarında, tatla ilgili sara nöbetlerinde ve özellikle de bazı ruhsal bozukluklarda (şizofreni ya da histeri) görülür.
Özofagografi
Radyoopak bir madde (suda erimiş saf haldeki baryum sülfat) verilmesinden sonra yemek borusunun radyo-grafik olarak incelenmesi. Yemek borusu mukozasındaki iltihap ve ödemi, organın nedbeye bağlı daralmalarını, anormal genişlemelerini (megaözofagus), kısalığım ya da aşın uzunluğunu (brakiözofagus), iyi ya da kötü huylu tümörlerini, hareket bozukluklarını ve varislerini ortaya koyar. Aynca yemek borusunda yer değiştirme, sıkışma ya da darlık gibi komşu organlara bağlı hastalıklar (örneğin kalbin büyümesi) sonucunda ortaya çıkan dolaylı belirtiler de ortaya koyulabilir.
Perikardit
Kalbi saran perikartın iltihabı. Genellikle miyokart ya da endokart gibi yakın dokulardaki hastalığa bağlı gelişir. Bunun dışında, vücudu yaygın olarak etkileyen bir hastalık tablosu içinde yer alabilir. Perikardit akut ya da kronik olabilir. Akut perikarditin nedenleri arasında mikroorganizmalar, ateşli romatizma, kollajen hastalıklar, tümörler, miyokart enfarktüsü, perikart travmaları ve üremi sayılabilir. Nedeni ne olursa olsun, perikart boşluğu içinde farklı nitelikte bir eksüda oluşur. Olguların küçük bir bölümünde sıvı eksüda oluşmaz, seröz yüzey üzerinde yalnızca bir fibrin eksüdası birikir (kuru perikardit). Perikartın buruşuk bir görünümü vardır. Sıvı eksüda oluştuğunda radyografik incelemeyle kalbin gölgesinde değişiklikler ve etkinliğinde azalma görülür. Eksüda miktarı çok fazla olduğunda ya da çok hızlı oluştuğunda kalbin kasılması engellenebilir. Bu da diyastol sırasında kalp boşluklarının genişlemesini engeller ve buna bağlı olarak kalp debisini azaltır. Perikardit tiplerinin gidişi, olaya yol açan nedenle sıkı sıkıya ilişkilidir. Genellikle eksüda tümüyle emilir ya da yapışmalara yol açar; yapışıklıklar kasılmayı engeller. Bu durum perikarditin en ağır komplikasyonudur.